|
DIŞ TİCARET
VE KAMBİYO SÖZLÜĞÜ
A
A
B
C
Ç
D
E
F
G
H
İ
K
L
M
N
O
Ö
P
R
S
Ş
T
U
V
Y
Z
Terim
Ekle
ACENTE (AGENT)
Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya
müstahdem gibi belirli bir sıfatı olmaksızın, bir sözleşmeye dayanılarak
belirli bir yer yada bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi
ilgilendiren sözleşmelere aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına
yapmayı meslek edinmiş kimse.
ACP ÜLKELERİ (African,
Carribbean and Pacific Countries)
Lome anlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğuyla "ortaklık ilişkisi" kuran
Afrika, Karaib ve Pasifik ülkeleri.
ACİYO
(AGİO)
Senetli kredi işlemleri dolayısıyla bankaların
müşterilerinden yaptıkları tahsilattır.
Bu tahsilat;
1)
Senedin faiz tutarından,
2)
Hizmete karşılık alınan komisyondan,
3)
Senedin ibrazı ve tahsili dolayısıyla yapılan muhaberat giderlerinden
ve diğer harcamalardan oluşur.
Kambiyo işlemlerinde herhangi bir paranın itibari
kıymetiyle kambiyo kıymeti arasındaki farka da ACİYO denir.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil ve hisse senetlerinin
değerlerini düşürmek için entrikalar çeviren spekülatör.
AHAR HESABINA KEŞİDE
Kendi namına fakat başkası hesabına bir kimsenin poliçe
keşide etmesi.
AÇIK ARTTIRMA (open
binding)
Alıcılar arasında
rekabet yaratarak satın alınacak nesneye en yüksek fiyatı verecek alıcıyı
bulmak için uygulanan bir satış yöntemi
AÇIK BONO (blank bill)
Tutarı ve hamili
belirtilmeden sadece açığa imza atmak suretiyle düzenlenmiş bulunan bono
AÇIK EKONOMİ (open
economy)
İthalat ve ihracat
üzerinde herhangi bir sınırlamanın bulunmadığı, veya faktör hareketlerinin
karşılıklı olarak serbest olduğu ekonomi. Kapalı ekonominin tersi.
AÇIK FİNANSMAN (deficit
financing)
Devletin kasıtlı olarak
harcamaları gelirlerden daha yüksek bir düzeyde tutması durumu. Açık
finansman bütçe açığının yapılan borçlanmalarla kapatılması biçiminde ortaya
çıkar.
AÇIK KREDİ
(open credit)
Duyulan güven nedeniyle
belirli müşterilere sadece bir imza karşılığında açılan kredi. Açık kredi
uygulamasında kefalet veya teminat istenemez. Açık krediden yararlanan, yani
borçlu taraf, alacaklıya karşı yasalara göre bütün mal varlığı ile
sorumludur. Ölüm veya iflas durumlarında ortaya çıkabilecek sorunlar
nedeniyle oldukça riskli bir kredilendirme işlemidir
AÇIK PAZAR (open market)
Tekelleşme olgusunun
olmadığı, alım - satım işlemlerine piyasa dışı müdahalelerin olmadığı
piyasalardır.
AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ (open
market operations)
Toplam harcamaların
değiştirilmesi amacıyla merkez bankalarının piyasaya girerek
gerçekleştirdiği tahvil alım ya da satım işlemleri.
AÇIK POZİSYON (open
position)
Önce döviz borçlanıp
sonra bu dövizin Türk Lirasına çevrilerek plasman yapılması durumu. Bu
durumda Banka yada finansal kuruluşlar kur riskini üzerlerinde taşırlar, ani
bir devalüasyonda zarar görebilirler.
AD VALOREM VERGİ (ad
valorem tax)
Latince kökenli olan ve
'değerine göre' anlamına gelen 'advalorem' den türeyen bir vergi türü.
Advalorem vergi, malların fiziksel ölçülerine(kilo, litre, metrekare vb.)
göre değil, değerleri üzerinden ve belirli bir yüzdeye göre hesaplanan
vergidir. Örnek: Katma Değer Vergisi
ADİ HİSSE (ordinary
share)
Yasa ile esas sözleşmede
belirtilen normal haklardan başka hakları elde etmeye olanak tanımayan
hisse.
ADİ SENET (note)
Bir borç ve hak doğurmak
ya da bir borcu veya hakkı kanıtlamak amacıyla oluşturulan borçlunun
imzasını içeren belge.
ADİ ŞİRKET (partnership)
İki veya daha fazla
kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere belirli bir ortaklık
sözleşmesiyle kurdukları şirket.
AVRUPA EKONOMİK
TOPLULUĞU (European Economic Community)
25 Mart 1957'de Fransa,
Federal Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksembourg'un imzaladığı ve 1
Ocak 1959'da yürürlüğe giren Roma Anlaşması İle kurulan bir gümrük birliği.
AKREDİTİF (COMMERCİAL
LETTER OF CREDİT
Bir bankanın, üçüncü şahıs lehine belli miktarda ve
belli bir süre ile nezdinde kredi açması için ajans veya muhabirine yazdığı
mektuptur. Başka bir deyişle akreditif ihracatçının sattığı mallara ait
vesikaların ithalatçının bankası tarafından akreditifin açılmasına aracı
seçilen bir bankaya verilmesi ve belgeler karşılığında mal bedelini tahsil
etmesine olanak veren bir yazılı sözleşmedir.
AKREDİTİF
TALİMATINDA BULUNMASI GEREKENLER;
1)
Muhabir bankanın adı ve adresi,
2)
Mektubun keşide tarihi,
3)
Akreditifin açılmasını isteyen müşterinin ve ödemenin yapılacağı
firmanın adları,
4)
Akreditifin türü,
5)
Akreditifin tutarı ve satışın FOB veya CİF olarak yapıldığı,
6)
Sigorta koşulları,
7)
Malın cinsi ve miktarı,
8)
Malın yükleneceği ve boşaltılacağı limanlar,
9)
Kısmi sevkiyat yapılıp yapılmayacağı,
10)
Akreditifin vadesi ve yükleme vadesi,
11)
Akreditifin ne şekilde kullanılacağı,
AKREDİTİF
AMİRİ (APPİLCANT FOR THE CREDİT)
Akreditifi açtıran ithalatçı veya alıcı,
AMİR
BANKA (THE OPENİNG BANK, THE İSSUİNG BANK)
Akreditif emrini veren banka,
LEHDAR
(THE BENEFİCİARY)
Lehine akreditif açılan ihracatçı veya satıcı,
ARACI
BANKA (THE NEGOTİATİNG BANK)
İhracatçıya ödemede bulunan lehdarın bankası,
AKREDİTİF
MEKTUBU (LETTER OF CREDİT)
Akreditifi açan bankanın akreditifi açtığını bildiren,
çoğunlukla bankanın muhabiri aracılığıyla, bazen de doğrudan doğruya lehdara
gönderilen mektup.
AKREDİTİF
SÖZLEŞMESİ
Akreditif emrini veren müşteri/ithalatçı/alıcı ile
banka arasında imzalanan ve bankanın müşteriye açacağı kredinin koşullarını
kapsayan sözleşme.
AKREDİTİF
ÇEŞİTLERİ
KABİLİ
RÜCU AKREDİTİF (REVOCABLE CREDİT)
Akreditifi açan banka tarafından her an iptal
edilebilen akreditiftir. Bu tür akreditifte küşat mektubu, tavsiye mektubu
niteliğindedir.
GAYRİ
KABİLİ RÜCU AKREDİTİF (İRREVOCABLE CREDİT)
Birbirini iyi tanımayan firmalar arasında kullanılır.
Lehdarın, amir ve muhabir bankaların onayı alınmadan iptal edilemez ve
şartları değiştirilemez akreditiftir.
BASİT
(ADİ) AKREDİTİF (SİMPLE LETTER OF CREDİT – FİXED CREDİT)
Taahüt ve özel koşullar içermeyen akreditiftir.
Lehdarın belgelere gerek kalmadan poliçe çekmeye yetkili olduğu vesikasız
kredi. Belli bir tutar için açılır ve bu tutar bitince akreditif son bulur.
DEVAMLI
(ROTATİF) AKREDİTİF (REVOLVİNG CREDİT)
Belli bir tutar ve belli bir süre için açılmış
akreditiftir. Sürenin sonunda, akreditif kendiliğinden eski miktar kadar
yenilenir. Periyodik akreditif yada rotatif akreditif olarak alınır.
TEYİTLİ
AKREDİTİF (CONFİRMED CREDİT)
Muhabir banka, akreditifi lehdara bildirirken, amir
bankanın talimatına dayanarak kendi teyidini de eklemiş ve böylece
akreditifi açan bankanın taahüdünü yerine getireceği konusunda kendisi de
sorumluluk altına girmiş bulunuyorsa bu teyitli bir akreditif olur.
TEYİTSİZ
AKREDİTİF (UNCONFİRMED CREDİT)
Bu çeşit akreditifte muhabir banka akreditifi lehdara
sadece ihbar eder. Herhangi bir yükümlülükte bulunmaz.
DEVREDİLEBİLİR
AKREDİTİF (TRANSFERABLE CREDİT)
İthalatçı, akreditif konusu malın kısmen veya tamamen
akreditif lehdarından başka birisi tarafından da sevkine izin verebilmek
için akreditif talimatına, akreditifin bir kereye mahsus olmak üzere üçüncü
bir şahsa devredilmesine ilişkin bir şart koydurabilir. İthalatçı firma
açtırdığı akreditifin konusu malın başka bir kuruluş tarafından
gönderilmesine muvafakat verilirse bu şekil devir devredilebilir bir
akreditif olur.
RAMBURSMANLI
AKREDİTİF
Bu tür akreditifte amir banka lehdar bankaya mal
bedelinin nereden, hangi hesaptan ve nasıl alınacağını bildirir, rambursman
olunacak bankaya da mektupla bildirilir.
KARŞILIKLI
AKREDİTİF (BACK TO BACK CREDİT)
Aynı malın alış ve satış işlemleri için bankada iki
akreditif karşılaştırılıyor ve ithalat akreditifinin karşılığını bir ihracat
akreditifi teşkil ediyorsa buna karşılıklı akreditif denir.
RED
KLOZ ALREDİTİF (RED CLAUSE CREDİT)
Diğer akreditif türlerinde akreditifin realize
edilmesi, malların gönderilmesine ve belgelerin bankaya verilmesine bağlı
olduğu halde, Red Clause akreditifte vesaikin lehdara ibrazından önce ödeme
yapılması için verilen bir talimat maddesi bulunur. Bu madde dikkati çekmek
için kırmızı mürekkeple yazıldığından red clause akreditif denir. Bu
akreditif türünün amacı ihracatçıyı malın sevk veya üretiminden önce finanse
etmektir.
AKSEPTASYON
Bankanın veya muhatabın kendisine çekilen poliçe
üzerine ‘kabul edimiştir’ şerhini koyması demektir.Böylece müşteriye bir
kredi açılmış olur.
AKTÜER
(ACTUARY)
Sigorta kurumlarının istatistiklere ve ihtimallere
dayanan hasaplarını hazırlayan uzman. Aktüerler sigorta şirketlerinin
tariflerini ve rezervlerini düzenler, teknik bilonçolarını çıkarırlar.
ALEMETİ
FARİKA (TRADE MARK)
Bir ticari eşyanın belirli bir işletmede yapıldığını
veya hazırlandığını veya bir işletme tarafından satışa çıkarıldığını
göstermeye yarayan ve o eşya üzerine koyulan ayırıcı alamet ve ibarelerdir.
ALİVRE
SATIŞ (SALE FOR DELİVERY SALE OF FUTURE FOODS)
Güvene dayanılarak yapılan bir satımda satıcının
satılan malın belli bir sürede teslimini yüklenmesi.
ALONJ
(ALLONGE)
Kambiyo senetlerinin (bono, poliçe, çek) arka yüzünde
yer kalmadığı zaman senet üzerine uzunlamasına eklenen kağıda alonj denir.
Alonj üzerine yapılan her işlem senedin arkasına yapılmış sayılır.
AMBARGO
(EMBARGO)
Askeri politik ve ekonomik nedenlerle bir malın
serbestçe alınıp satılmasını, taşınmasını önleyici bir ülke ile olan dış
ticareti engelleyici tedbirler.
AMORTİSMAN
(DEPRECİATİON FUND)
Sabit değerlerin tükenme payıdır. Bir işletmede bir
yıldan fazla kullanılan ve yıpranması, aşınması, kıymetten düşmesi söz
konusu olan taşınmazlarla bunların tamamlayıcı parçaları, her çeşit makine
techizat ve demirbaş değerlerinin bunların kullanabilecekleri süre içinde
yok edilmesi amortismanın konusunu oluşturur.
ANLAŞMALI
ÜLKELER TİCARETİ (BİLATERAL TRADE)
Ülkeler arasında çift taraflı anlaşmalarla takas yada
kliring şeklinde yapılan ticaret.
ANKES
(Cash in Money or liguidites) (Cash balances)
Bankalarda günlük ihtiyaç ve taahütleri karşılamak
üzere kasada bulundurulan rezervdir.
ANTREPO
(WARE HOUSE)
Yurt dışından gelen fakat henüz ülkeye girmesine karar
verilmemiş olan malların gümrük memurlarının kontrol ve bakımı altında
saklanmasına yönelik olarak yapılan depolardır.
Antrepolara daha çok transit olarak geçecek memlekete
girmeyecek mallar konur. Antrepoya konulan mallar gümrük resmi ödenmek
suretiyle memlekete sokulabilir.
FİKTİF
ANTREPO
Gümrüğün denetimi altında bulunmak koşuluyla mal
sahipleri veya temsilcileri tarafından temin edilmiş olan yer ve depolarda
belirlenecek esaslar çerçevesinde uygun görülecek maddelerin koyulmasına
izin verildiğinde, bu yerler fiktif antrepo sayılır. Yabancı eşyaların
sergilendiği fuar ve sergiler de fiktif antrepo sayılır.
APEL
(CALL)
Sermaye şirketlerinde ortakların ödenmiş sermayeyi
tamamlamaya davet edilmesidir.
APRİORİ
Bir araştırma yapmadan peşin olarak varılan yargı veya
karar.
ARBİTRAJ
(HEDGİNG)
Yabancı paraların dış borsalarda ulusal paraya göre
farklı değerlere sahip olmaları ve bu farklılığın ulusal para yönünde kar
oluşturacak şekilde yabancı paraların değişiminde kullanılmasıdır.
Çeşitli<piyasalardaki fiyat farklarından faydalanmak üzere kıymetli maden,
senet, para satın alarak başka piyasalarda satmaktır.
ARDİYE
Ambar, ticari eşyayı saklamaya yarayan yer.
ARMATÖR
(SHİPOWNER)
Ticaret gemisi sahibi donatan.
ASTARYA
(STARY)
Deniz ticaretinde, kiralayanın malın gemiye yüklenmesi
veya boşaltılması için, ayrıca bir tazminat isteme hakkı olmaksızın
beklemeye zorunlu olduğu süre. Astaryanın ücreti esas olarak navluna
dahildir.
ATAŞE
(ATTACHE)
Bağlı olduğu elçilik ve konsolosluk yanında
danışmanlık görevi ile yükümlü olan, bulunduğu ülkenin durum ve
hareketlerini gözleyen, izleyen ve bağlı olduğu hükümete bildiren kişi.
AUF
SİGHT
Görüldüğünde.
AVAL
(BİLL OF GUARANTE)
Ticari senetlerden doğan bir borcun ödenmesini
sağlamak üzere senet yüzüne şerh ve imza konulmasıdır.Aval veren kimse,
yükümlülük altına girdiği kişi gibi sorumludur.
AVARYA
(AVERAGE)
Gemide veya yükte meydana gelen maddi hasarlar ile
olağanüstü masraflara denir.
MÜŞTEREK
AVARYA (GENERAL AVARAGE)
Doğal yada başka etkenlerle oluşan hasardan doğan
masraf ve zararların gemi, yük ve navlun arasında paylaştırılmasıdır. Zarar
ve hasar gemiyi ve gemideki tüm navlunu etkiler.
HUSUSİ
AVARYA (PARTİCULAR AVARAGE)
Yolculuğun genel koşullarına ilişkin olmayan masraf ve
hasarlar olup, bu durumda gemiye ait hasar gemi sahibine, yüke ait hasar yük
sahibine ait olur.
AVRUPA
EKONOMİK TOPLULUĞU (EUROPEAN ECONOMİC COMMUNİTY)
25 MART 1957 tarihinde imzalanan roma sözleşmesi ile
Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Lüksemburg tarafından kurulan
topluluk. Ortak Pazar adı verilen topluluk 1 OCAK 1958 yılında faaliyete
girdi. Türkiye 28 EKİM 1964 tarihinde aşamalı olarak üyeliğe kabul edildi.
AVRUPA
EKONOMİK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA ÖRGÜTÜ (ORGANİZATİON FOR ECONOMİC COOPERATİON
AND DEVELOPMENT)
16 NİSAN 1948 tarihinde kurulmuştur. İkinci dünya
savaşından zarar gören avrupa devletlerini imar ve kalkındırma için
kurulmuştur.
AVRUPA
PARA ANLAŞMASI EMA (EUROPEAN MONETARY AGREEMENT)
5 AĞUSTOS 1955’te imzalanmış, uygulaması ise 27 ARALIK
1958’de olmuştur. Amacı çok taraflı ticareti geliştirmek, konvertibiliteye
gidişi ve Avrupa’da ticaretin serbestleşmesini kolaylaştırmaktır.
AYAR
Madeni para, külçe ve süs eşyalarındaki altın, gümüş
ve platin miktarlarının ifadesinde ayar kelimesi bir oranı ifade eder.
AKTİF PARA DEPOSU (active
money depots)
Bir ekonomide belirli
bir dönemde, işlem ve ihtiyat motiveleriyle talep edilen toplam para tutarı.
ALACAK SENEDİ (note
receivable)
Bir kişinin (gerçek ya
da tüzel) diğer bir kişiden alacağı olduğunu belirten hukuki belge.
ALICI PİYASASI (buyer's
market)
Arzın talebi aştığı ve
tüketicilerin fiyatı belirleyebildiği piyasa biçimi .
ALIŞ KURU (buying rate)
Dövizin para
otoritelerince saptanan alış fiyatı. Türkiye'de efektif ve efektif olmayan
dövizler için farklı alış kurları uygulanmaktadır.
ALONJ (alonge)
Bono, çek ve poliçenin
arka yüzünde işlem yapmak için yer kalmadığında, yapılacak işlemler için
bono , çek veya poliçeye eklenen kağıt parçası. Alonj üstüne yapılacak
işlemler hukuksal açıdan senet üzerine yapılmış olanlarla aynı hükümlere
tabidir.
ALTIN DÖVİZ STANDARDI (gold-exchange
standard)
Altın standardı'nın
"Altın Kambiyo Sistemi (veya standardı)" olarak da anılan özel bir biçimi.
Altın-döviz standardında altının yerini altına çevrilebilen bir yabancı para
(döviz, kambiyo) alır. Bir ülke ulusal parasını belirli sabit bir kur
üzerinde yabancı bir paraya (dövize) istediğinde konvertibl duruma
getirdiğinde altın-döviz standardını uygulamaya sokmuş olur.
ALTIN STANDARDI (gold
standard)
Her bir ulusal para
biriminin satın alma gücünün belirli sabit bir miktar altın cinsinden
tanımlandığı para sistemi.
ALTYAPI YATIRIMLARI (infrastructural
investment)
Dolaysız olarak mal ve
hizmet üretmemekle birlikte, neden oldukları dışsal tasarruflarla öteki
yatırımları uyaran ve genellikle ulaştırma, enerji, eğitim vb. alanlara
yapılan yatırımlar.
AMORTİSMAN (depreciation
amortisaiton)
Bir firmada bir yıldan
fazla kullanılacağı düşünülen ve herhangi bir biçimde değerden düşmesi söz
konusu olan ekonomik değerlerde (taşınmazlar, bunların tamamlayıcı
parçaları, ayrıntıları, makine, techizat.) oluşacak değerlerin bir yıl
içinde uğradıkları değer kayıplarının üretilen malların maliyet tutarlarına
eklenmesi veya söz konusu kayıpların o yılın giderleri arasına yazılması
amortismanının konusunu oluşturur.
AMORTİSMAN FONU (sinking
fund)
Düzenli ödemeleri
gerçekleştirmek (bir borcun tedricen ödenmesi, bir makinenin zaman içinde
yenilenebilmesini temin vb. ) amacıyla oluşturulan fon.
AMORTİSMAN KARŞILIKLARI
(capital consumption allowances)
Sermaye mallarının zaman
içinde aşınma, eskime, yıkıma uğrama vb. nedenlerle elden çıkmasına karşılık
olmak üzere ayrılan paylar
ANA PARA (principal
capital)
Üzerinden faiz
hesaplanacak olan esas para,
Ödünç olarak verilen
paranın aslı.
ANKES (encaisse)
Taahhütleri yerine
getirmek üzere hazır bulundurulan para.
Emisyon yapmaya yetkili
bankaların çıkardıkları banknotlara karşılık olarak kasalarında hazır
bulundukları gümüş ve altın paraların toplam mevcudu.
ANKES ORANI (encaisse
rate)
Bir bankanın mevduatı
ile her an ödemeye hazır bulundurduğu likit aktif arasındaki oran.
ANONİM ŞİRKET (incorparated-
joint stock- company)
Her türlü ekonomik amaç
ve konuda kurulabilen, belirli bir unvana sahip ve esas sermayesi paylara
bölünmüş, borçları nedeniyle sadece malvarlığı ile sorumlu olan,
ortaklarının sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sınırlı
bulunan bir şirket türü.
ANTREPO (warehouse)
Gümrük vergisine konu
olup da henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa
küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı gümrük binalarına yakın olan bir tür
depo.
ARACI KURUM (stock
broker)
Menkul kıymetlerin ,
başkası nam ve hesabına, kendi namına başkası hesabına, ya da kendi nam ve
hesabına ancak aracılık amacıyla alım satımıyla uğraşan kurumlar.
ARBİTRAJ (arbitrage)
En iyi getiriyi elde
etmek amacıyla kısa dönemli fonların yatırıldığı alandan alınıp başka bir
alana kaydırılması.
ARTAN GETİRİ (increasing
returns)
Kullanılan girdi
miktarlarının artırılması sonucunda üretim miktarında meydana gelen artışın,
girdi miktarındaki artıştan oransal olarak daha büyük olması durumu
ARZ (supply)
Satılmak üzere piyasaya
getirilen mal veya hizmet.
Üreticilerin piyasaya
getirmeyi istedikleri mal ve hizmet.
Ekonomik birimlerin
(üretici kişi ve kuruluşların) amaçlar, üretim teknolojisi, fiyatlar genel
düzeyi, öteki malların fiyatları ve benzeri unsurlarca belirlenen mal
miktarı.
ASGARİ TARİFE (minimum
tariff)
İthal edilen mallar
üzerinden alınan gümrük vergisinin en düşük düzeyi
ASGARİ ÜCRET (subsistance
wage, minimum wage)
Çalışanın ve ailesinin
en azından temel ihtiyaçlarını karşılayarak insanca yaşamalarına olanak
tanıyan ve işveren tarafından ödenmesi zorunlu olan en düşük ücret düzeyi.
ATIL KAPASİTE (excess
capacity, surplus capacity)
Bir üretim biriminde,
mevcut olan fakat kullanılmayan kapasite. Üretim miktarının üretim biriminin
kapasitesinin altında olması halinde, iki miktar arasındaki fark.
ATIL PARA (idle money)
Kişi ve kuruluşların
ellerinde fiilen bulunan para miktarının belirli bir dönemde para
piyasasının dışına çıkan veya alışverişlerde kullanılmayan bölümü.
AVANS (advance)
Miktarı saptanarak
ödenmesinin iler ki tarihte yapılacak olan bir borcun, söz konusu tarihten
önce ödenen kısmı.
Belirli bir sürenin
geçmesinden sonra geri alınacak para .
AVRUPA HESAP BİRİMİ (European
Unit of Account)
Avrupa Ekonomik
Topluluğu içinde ortak bir rezerv fonu ve finansal destek sağlama amacıyla
yaratılan yapay bir para birimi.
AVRUPA KOMİSYONU (European
Commission)
Avrupa Ekonomik
Topluluğunun yürütme organı. Avrupa Komisyonu, ya da kısaca Komisyon ,
AET'de bir hükümet gibi faaliyet gösteren bir organdır.
AVRUPA PARA FONU (European
monetary fund)
Avrupa para sisteminin
kurulmasını öngördüğü bir kuruluş, EMF kısa adıyla da anılır.
AVRUPA ASAMBLESİ (European
Assembly)
Avrupa Ekonomik
Topluluğu'nda demokratik denetlemeyi sağlayan organ. Avrupa Parlamentosu,
Topluluk üyesi ülkelerin ulusal parlamentolarından seçilerek gönderilmiş
parlamenterlerden oluşur.
AVRUPA YATIRIM BANKASI (European
Investment Bank)
Avrupa Ekonomik
Topluluğu'na dahil finansal kuruluşlardan. EIB kısa adıyla anılır.
AZGELİŞMİŞ ÜLKE (Underdeveloped
Country)
Başlıca niteliği
sanayileşme olan iktisadi kalkınmışlık aşamasına ulaşamamış, ulusal geliri
ve bu yüzden de tasarruf düzeyi sanayileşmeyi gerçekleştirecek yatırımların
finansmanına yetmeyen ülke.
NOT: Sözlüğümüz yapım aşamasında olup sizlerin
katkılarınızla ve zamanla tüm terimler eklenecektir.
|