DÖVİZ KURLARI

 

 

 

 

DIŞ TİCARET VE KAMBİYO SÖZLÜĞÜ

A

A B C Ç D E F G H İ K L M N O Ö P R S Ş T U V Y Z

Terim Ekle

ACENTE (AGENT) 

Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi belirli bir sıfatı olmaksızın, bir sözleşmeye dayanılarak belirli bir yer yada bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelere aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek edinmiş kimse.

ACP ÜLKELERİ (African, Carribbean and Pacific Countries)

Lome anlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğuyla "ortaklık ilişkisi" kuran Afrika, Karaib ve Pasifik ülkeleri.

 ACİYO (AGİO)

 Senetli kredi işlemleri dolayısıyla bankaların müşterilerinden yaptıkları tahsilattır.

Bu tahsilat;

 1)      Senedin faiz tutarından,

2)      Hizmete karşılık alınan komisyondan,

3)      Senedin ibrazı ve tahsili dolayısıyla yapılan muhaberat giderlerinden ve diğer harcamalardan oluşur.

Kambiyo işlemlerinde herhangi bir paranın itibari kıymetiyle kambiyo kıymeti arasındaki farka da ACİYO denir.

ACYOCU

Borsa veya piyasada tahvil ve hisse senetlerinin değerlerini düşürmek için entrikalar çeviren spekülatör.

AHAR HESABINA KEŞİDE

Kendi namına fakat başkası hesabına bir kimsenin poliçe keşide etmesi.

AÇIK ARTTIRMA (open binding)

Alıcılar arasında rekabet yaratarak satın alınacak nesneye en yüksek fiyatı verecek alıcıyı bulmak için uygulanan bir satış yöntemi

AÇIK BONO (blank bill)

Tutarı ve hamili belirtilmeden sadece açığa imza atmak suretiyle düzenlenmiş bulunan bono

AÇIK EKONOMİ (open economy)

İthalat ve ihracat üzerinde herhangi bir sınırlamanın bulunmadığı, veya faktör hareketlerinin karşılıklı olarak serbest olduğu ekonomi. Kapalı ekonominin tersi.

AÇIK FİNANSMAN (deficit financing)

Devletin kasıtlı olarak harcamaları gelirlerden daha yüksek bir düzeyde tutması durumu. Açık finansman bütçe açığının yapılan borçlanmalarla kapatılması biçiminde ortaya çıkar.

AÇIK KREDİ (open credit)

Duyulan güven nedeniyle belirli müşterilere sadece bir imza karşılığında açılan kredi. Açık kredi uygulamasında kefalet veya teminat istenemez. Açık krediden yararlanan, yani borçlu taraf, alacaklıya karşı yasalara göre bütün mal varlığı ile sorumludur. Ölüm veya iflas durumlarında ortaya çıkabilecek sorunlar nedeniyle oldukça riskli bir kredilendirme işlemidir

AÇIK PAZAR (open market)

Tekelleşme olgusunun olmadığı, alım - satım işlemlerine piyasa dışı müdahalelerin olmadığı piyasalardır.

AÇIK PİYASA İŞLEMLERİ (open market operations)

Toplam harcamaların değiştirilmesi amacıyla merkez bankalarının piyasaya girerek gerçekleştirdiği tahvil alım ya da satım işlemleri.

AÇIK POZİSYON (open position)

Önce döviz borçlanıp sonra bu dövizin Türk Lirasına çevrilerek plasman yapılması durumu. Bu durumda Banka yada finansal kuruluşlar kur riskini üzerlerinde taşırlar, ani bir devalüasyonda zarar görebilirler.

AD VALOREM VERGİ (ad valorem tax)

Latince kökenli olan ve 'değerine göre' anlamına gelen 'advalorem' den türeyen bir vergi türü. Advalorem vergi, malların fiziksel ölçülerine(kilo, litre, metrekare vb.) göre değil, değerleri üzerinden ve belirli bir yüzdeye göre hesaplanan vergidir. Örnek: Katma Değer Vergisi

ADİ HİSSE (ordinary share)

Yasa ile esas sözleşmede belirtilen normal haklardan başka hakları elde etmeye olanak tanımayan hisse.

ADİ SENET (note)

Bir borç ve hak doğurmak ya da bir borcu veya hakkı kanıtlamak amacıyla oluşturulan borçlunun imzasını içeren belge.

ADİ ŞİRKET (partnership)

İki veya daha fazla kişinin ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere belirli bir ortaklık sözleşmesiyle kurdukları şirket.

AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU (European Economic Community)

25 Mart 1957'de Fransa, Federal Almanya, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksembourg'un imzaladığı ve 1 Ocak 1959'da yürürlüğe giren Roma Anlaşması İle kurulan bir gümrük birliği.

 

AKREDİTİF (COMMERCİAL LETTER OF CREDİT

Bir bankanın, üçüncü şahıs lehine belli miktarda ve belli bir süre ile nezdinde kredi açması için ajans veya muhabirine yazdığı mektuptur. Başka bir deyişle akreditif ihracatçının sattığı mallara ait vesikaların ithalatçının bankası tarafından akreditifin açılmasına aracı seçilen bir bankaya verilmesi ve belgeler karşılığında mal bedelini tahsil etmesine olanak veren bir yazılı sözleşmedir.

 AKREDİTİF TALİMATINDA BULUNMASI GEREKENLER;

 1)      Muhabir bankanın adı ve adresi,

2)      Mektubun keşide tarihi,

3)      Akreditifin açılmasını isteyen müşterinin ve ödemenin yapılacağı firmanın adları,

4)      Akreditifin türü,

5)      Akreditifin tutarı ve satışın FOB veya CİF olarak yapıldığı,

6)      Sigorta koşulları,

7)      Malın cinsi ve miktarı,

8)      Malın yükleneceği ve boşaltılacağı limanlar,

9)      Kısmi sevkiyat yapılıp yapılmayacağı,

10)   Akreditifin vadesi ve yükleme vadesi,

11)   Akreditifin ne şekilde kullanılacağı,

 AKREDİTİF AMİRİ (APPİLCANT FOR THE CREDİT)

Akreditifi açtıran ithalatçı veya alıcı,

 AMİR BANKA (THE OPENİNG BANK,  THE İSSUİNG BANK)

 Akreditif emrini veren banka,

 LEHDAR (THE BENEFİCİARY)

 Lehine akreditif açılan ihracatçı veya satıcı,

 ARACI BANKA (THE NEGOTİATİNG BANK)

 İhracatçıya ödemede bulunan lehdarın bankası,

 AKREDİTİF MEKTUBU (LETTER OF CREDİT)

 Akreditifi açan bankanın akreditifi açtığını bildiren, çoğunlukla bankanın muhabiri aracılığıyla, bazen de doğrudan doğruya lehdara gönderilen mektup.

 AKREDİTİF SÖZLEŞMESİ

 Akreditif emrini veren müşteri/ithalatçı/alıcı ile banka arasında imzalanan ve bankanın müşteriye açacağı kredinin koşullarını kapsayan sözleşme.

 AKREDİTİF ÇEŞİTLERİ

 KABİLİ RÜCU AKREDİTİF (REVOCABLE CREDİT)

 Akreditifi açan banka tarafından her an iptal edilebilen akreditiftir. Bu tür akreditifte küşat mektubu, tavsiye mektubu niteliğindedir.

 GAYRİ KABİLİ RÜCU AKREDİTİF (İRREVOCABLE CREDİT)

 Birbirini iyi tanımayan firmalar arasında kullanılır. Lehdarın, amir ve muhabir bankaların onayı alınmadan iptal edilemez ve şartları değiştirilemez akreditiftir.

 BASİT (ADİ) AKREDİTİF (SİMPLE LETTER OF CREDİT – FİXED CREDİT)

 Taahüt ve özel koşullar içermeyen akreditiftir. Lehdarın belgelere gerek kalmadan poliçe çekmeye yetkili olduğu vesikasız kredi. Belli bir tutar için açılır ve bu tutar bitince akreditif son bulur.

 DEVAMLI (ROTATİF) AKREDİTİF (REVOLVİNG CREDİT)

 Belli bir tutar ve belli bir süre için açılmış akreditiftir. Sürenin sonunda, akreditif kendiliğinden eski miktar kadar yenilenir. Periyodik akreditif yada rotatif akreditif olarak alınır.

 TEYİTLİ AKREDİTİF (CONFİRMED CREDİT)

 Muhabir banka, akreditifi lehdara bildirirken, amir bankanın talimatına dayanarak kendi teyidini de eklemiş ve böylece akreditifi açan bankanın taahüdünü yerine getireceği konusunda kendisi de  sorumluluk altına girmiş bulunuyorsa bu teyitli bir akreditif olur.

 TEYİTSİZ AKREDİTİF (UNCONFİRMED CREDİT)

 Bu çeşit akreditifte  muhabir banka akreditifi lehdara sadece ihbar eder. Herhangi bir yükümlülükte bulunmaz.

 DEVREDİLEBİLİR AKREDİTİF (TRANSFERABLE CREDİT)

 İthalatçı, akreditif konusu malın kısmen veya tamamen akreditif lehdarından başka birisi tarafından da sevkine izin verebilmek için akreditif talimatına, akreditifin bir kereye mahsus olmak üzere üçüncü bir şahsa devredilmesine ilişkin bir şart koydurabilir. İthalatçı firma açtırdığı akreditifin konusu malın başka bir kuruluş tarafından gönderilmesine muvafakat verilirse bu şekil devir devredilebilir bir akreditif olur.  

 RAMBURSMANLI AKREDİTİF

 Bu tür akreditifte amir banka lehdar bankaya mal bedelinin nereden, hangi hesaptan ve nasıl alınacağını bildirir, rambursman olunacak bankaya da mektupla bildirilir.

 KARŞILIKLI AKREDİTİF (BACK TO BACK CREDİT)

 Aynı malın alış ve satış işlemleri için bankada iki akreditif karşılaştırılıyor ve ithalat akreditifinin karşılığını bir ihracat akreditifi teşkil ediyorsa buna karşılıklı akreditif denir.

 RED KLOZ ALREDİTİF (RED CLAUSE CREDİT)

 Diğer akreditif türlerinde akreditifin realize edilmesi, malların gönderilmesine ve belgelerin bankaya verilmesine bağlı olduğu halde, Red Clause akreditifte vesaikin lehdara ibrazından önce ödeme yapılması için verilen bir talimat maddesi bulunur. Bu madde dikkati çekmek için kırmızı mürekkeple yazıldığından red clause akreditif denir. Bu akreditif türünün amacı ihracatçıyı malın sevk veya üretiminden önce finanse etmektir.

 AKSEPTASYON

 Bankanın veya muhatabın kendisine çekilen poliçe üzerine ‘kabul edimiştir’ şerhini koyması demektir.Böylece müşteriye bir kredi açılmış olur.

 AKTÜER (ACTUARY)

 Sigorta kurumlarının istatistiklere  ve ihtimallere dayanan hasaplarını hazırlayan uzman. Aktüerler sigorta şirketlerinin tariflerini ve rezervlerini düzenler, teknik bilonçolarını çıkarırlar.

 ALEMETİ FARİKA (TRADE MARK)

 Bir ticari eşyanın belirli bir işletmede yapıldığını veya hazırlandığını veya bir işletme tarafından satışa çıkarıldığını göstermeye yarayan ve o eşya üzerine koyulan ayırıcı alamet ve ibarelerdir.

 ALİVRE SATIŞ (SALE FOR DELİVERY SALE OF FUTURE FOODS)

 Güvene dayanılarak yapılan bir satımda satıcının satılan malın belli bir sürede teslimini yüklenmesi.

 ALONJ (ALLONGE)

 Kambiyo senetlerinin (bono, poliçe, çek) arka yüzünde yer kalmadığı zaman senet üzerine uzunlamasına eklenen kağıda alonj denir. Alonj üzerine yapılan her işlem senedin arkasına yapılmış sayılır.

 AMBARGO (EMBARGO)

 Askeri politik ve ekonomik nedenlerle bir malın serbestçe alınıp satılmasını, taşınmasını önleyici bir ülke ile olan dış ticareti engelleyici tedbirler.

 AMORTİSMAN (DEPRECİATİON FUND)

 Sabit değerlerin tükenme payıdır. Bir işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranması, aşınması, kıymetten düşmesi söz konusu olan  taşınmazlarla bunların tamamlayıcı parçaları, her çeşit makine techizat ve demirbaş değerlerinin bunların kullanabilecekleri süre içinde yok edilmesi amortismanın konusunu oluşturur.

 ANLAŞMALI ÜLKELER TİCARETİ (BİLATERAL TRADE)

 Ülkeler arasında çift taraflı anlaşmalarla takas yada kliring şeklinde yapılan ticaret.

 ANKES (Cash in Money or liguidites) (Cash balances)

 Bankalarda günlük ihtiyaç ve taahütleri karşılamak üzere kasada bulundurulan rezervdir.

 ANTREPO (WARE HOUSE)

 Yurt dışından gelen fakat henüz ülkeye girmesine karar verilmemiş olan malların gümrük memurlarının kontrol ve bakımı altında saklanmasına yönelik olarak yapılan depolardır.

Antrepolara daha çok transit olarak geçecek  memlekete girmeyecek mallar konur. Antrepoya konulan mallar gümrük resmi ödenmek suretiyle memlekete sokulabilir.

 FİKTİF ANTREPO

 Gümrüğün denetimi altında bulunmak koşuluyla mal sahipleri veya temsilcileri tarafından temin edilmiş olan yer ve depolarda belirlenecek esaslar çerçevesinde uygun görülecek maddelerin koyulmasına izin verildiğinde, bu yerler fiktif antrepo sayılır. Yabancı eşyaların sergilendiği fuar ve sergiler de fiktif antrepo sayılır.

 APEL (CALL)

 Sermaye şirketlerinde ortakların ödenmiş sermayeyi tamamlamaya davet edilmesidir.

 APRİORİ

 Bir araştırma yapmadan peşin olarak varılan yargı veya karar.

 ARBİTRAJ (HEDGİNG)

 Yabancı paraların dış borsalarda ulusal paraya göre farklı değerlere sahip olmaları ve bu farklılığın ulusal para yönünde kar oluşturacak şekilde yabancı paraların değişiminde kullanılmasıdır. Çeşitli<piyasalardaki fiyat farklarından faydalanmak üzere kıymetli maden, senet, para satın alarak başka piyasalarda satmaktır.

 ARDİYE

 Ambar, ticari eşyayı saklamaya yarayan yer.

 ARMATÖR (SHİPOWNER)

 Ticaret gemisi sahibi donatan.

 ASTARYA (STARY)

 Deniz ticaretinde, kiralayanın malın gemiye yüklenmesi veya boşaltılması için, ayrıca bir tazminat isteme hakkı olmaksızın beklemeye zorunlu olduğu süre. Astaryanın ücreti esas olarak navluna dahildir.

 ATAŞE (ATTACHE)

 Bağlı olduğu elçilik ve konsolosluk yanında danışmanlık görevi ile yükümlü olan, bulunduğu ülkenin durum ve hareketlerini gözleyen, izleyen ve bağlı olduğu hükümete bildiren kişi.

 AUF SİGHT

 Görüldüğünde.

 AVAL (BİLL OF GUARANTE)

 Ticari senetlerden doğan bir borcun ödenmesini sağlamak üzere senet yüzüne şerh ve imza konulmasıdır.Aval veren kimse, yükümlülük altına girdiği kişi gibi sorumludur.

 AVARYA (AVERAGE)

 Gemide veya yükte meydana gelen maddi hasarlar ile olağanüstü masraflara denir.

 MÜŞTEREK AVARYA (GENERAL AVARAGE)

 Doğal yada başka etkenlerle oluşan hasardan doğan masraf ve zararların gemi, yük ve navlun arasında paylaştırılmasıdır. Zarar ve hasar gemiyi ve gemideki tüm navlunu etkiler.

 HUSUSİ AVARYA (PARTİCULAR AVARAGE)

 Yolculuğun genel koşullarına ilişkin olmayan masraf ve hasarlar olup, bu durumda gemiye ait hasar gemi sahibine, yüke ait hasar yük sahibine ait olur.

 AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU (EUROPEAN ECONOMİC COMMUNİTY)

 25 MART 1957 tarihinde imzalanan roma sözleşmesi ile Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Lüksemburg tarafından kurulan topluluk. Ortak Pazar adı verilen topluluk 1 OCAK 1958 yılında faaliyete girdi. Türkiye 28 EKİM 1964 tarihinde aşamalı olarak üyeliğe kabul edildi.

 AVRUPA EKONOMİK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA ÖRGÜTÜ (ORGANİZATİON FOR ECONOMİC COOPERATİON AND DEVELOPMENT)

 16 NİSAN 1948 tarihinde kurulmuştur. İkinci dünya savaşından zarar gören avrupa devletlerini imar ve kalkındırma için kurulmuştur.

 AVRUPA PARA ANLAŞMASI EMA (EUROPEAN  MONETARY AGREEMENT)

 5 AĞUSTOS 1955’te imzalanmış, uygulaması ise 27 ARALIK 1958’de olmuştur. Amacı çok taraflı ticareti geliştirmek, konvertibiliteye gidişi ve Avrupa’da ticaretin serbestleşmesini kolaylaştırmaktır.

 AYAR

 Madeni para, külçe ve süs eşyalarındaki altın, gümüş ve platin miktarlarının ifadesinde ayar kelimesi bir oranı ifade eder.  

AKTİF PARA DEPOSU (active money depots)

Bir ekonomide belirli bir dönemde, işlem ve ihtiyat motiveleriyle talep edilen toplam para tutarı.

ALACAK SENEDİ (note receivable)

Bir kişinin (gerçek ya da tüzel) diğer bir kişiden alacağı olduğunu belirten hukuki belge.

ALICI PİYASASI (buyer's market)

Arzın talebi aştığı ve tüketicilerin fiyatı belirleyebildiği piyasa biçimi .

ALIŞ KURU (buying rate)

Dövizin para otoritelerince saptanan alış fiyatı. Türkiye'de efektif ve efektif olmayan dövizler için farklı alış kurları uygulanmaktadır.

ALONJ (alonge)

Bono, çek ve poliçenin arka yüzünde işlem yapmak için yer kalmadığında, yapılacak işlemler için bono , çek veya poliçeye eklenen kağıt parçası. Alonj üstüne yapılacak işlemler hukuksal açıdan senet üzerine yapılmış olanlarla aynı hükümlere tabidir.

ALTIN DÖVİZ STANDARDI (gold-exchange standard)

Altın standardı'nın "Altın Kambiyo Sistemi (veya standardı)" olarak da anılan özel bir biçimi. Altın-döviz standardında altının yerini altına çevrilebilen bir yabancı para (döviz, kambiyo) alır. Bir ülke ulusal parasını belirli sabit bir kur üzerinde yabancı bir paraya (dövize) istediğinde konvertibl duruma getirdiğinde altın-döviz standardını uygulamaya sokmuş olur.

ALTIN STANDARDI (gold standard)

Her bir ulusal para biriminin satın alma gücünün belirli sabit bir miktar altın cinsinden tanımlandığı para sistemi.

ALTYAPI YATIRIMLARI (infrastructural investment)

Dolaysız olarak mal ve hizmet üretmemekle birlikte, neden oldukları dışsal tasarruflarla öteki yatırımları uyaran ve genellikle ulaştırma, enerji, eğitim vb. alanlara yapılan yatırımlar.

AMORTİSMAN (depreciation amortisaiton)

Bir firmada bir yıldan fazla kullanılacağı düşünülen ve herhangi bir biçimde değerden düşmesi söz konusu olan ekonomik değerlerde (taşınmazlar, bunların tamamlayıcı parçaları, ayrıntıları, makine, techizat.) oluşacak değerlerin bir yıl içinde uğradıkları değer kayıplarının üretilen malların maliyet tutarlarına eklenmesi veya söz konusu kayıpların o yılın giderleri arasına yazılması amortismanının konusunu oluşturur.

AMORTİSMAN FONU (sinking fund)

Düzenli ödemeleri gerçekleştirmek (bir borcun tedricen ödenmesi, bir makinenin zaman içinde yenilenebilmesini temin vb. ) amacıyla oluşturulan fon.

AMORTİSMAN KARŞILIKLARI (capital consumption allowances)

Sermaye mallarının zaman içinde aşınma, eskime, yıkıma uğrama vb. nedenlerle elden çıkmasına karşılık olmak üzere ayrılan paylar

 

ANA PARA (principal capital)

Üzerinden faiz hesaplanacak olan esas para,

Ödünç olarak verilen paranın aslı.

ANKES (encaisse)

Taahhütleri yerine getirmek üzere hazır bulundurulan para.

Emisyon yapmaya yetkili bankaların çıkardıkları banknotlara karşılık olarak kasalarında hazır bulundukları gümüş ve altın paraların toplam mevcudu.

ANKES ORANI (encaisse rate)

Bir bankanın mevduatı ile her an ödemeye hazır bulundurduğu likit aktif arasındaki oran.

ANONİM ŞİRKET (incorparated- joint stock- company)

Her türlü ekonomik amaç ve konuda kurulabilen, belirli bir unvana sahip ve esas sermayesi paylara bölünmüş, borçları nedeniyle sadece malvarlığı ile sorumlu olan, ortaklarının sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye miktarı ile sınırlı bulunan bir şirket türü.

ANTREPO (warehouse)

Gümrük vergisine konu olup da henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu, gerekiyorsa küçük tamamlayıcı işlemlerin yapıldığı gümrük binalarına yakın olan bir tür depo.

ARACI KURUM (stock broker)

Menkul kıymetlerin , başkası nam ve hesabına, kendi namına başkası hesabına, ya da kendi nam ve hesabına ancak aracılık amacıyla alım satımıyla uğraşan kurumlar.

 

ARBİTRAJ (arbitrage)

En iyi getiriyi elde etmek amacıyla kısa dönemli fonların yatırıldığı alandan alınıp başka bir alana kaydırılması.

 

ARTAN GETİRİ (increasing returns)

Kullanılan girdi miktarlarının artırılması sonucunda üretim miktarında meydana gelen artışın, girdi miktarındaki artıştan oransal olarak daha büyük olması durumu

ARZ (supply)

Satılmak üzere piyasaya getirilen mal veya hizmet.

Üreticilerin piyasaya getirmeyi istedikleri mal ve hizmet.

Ekonomik birimlerin (üretici kişi ve kuruluşların) amaçlar, üretim teknolojisi, fiyatlar genel düzeyi, öteki malların fiyatları ve benzeri unsurlarca belirlenen mal miktarı.

ASGARİ TARİFE (minimum tariff)

İthal edilen mallar üzerinden alınan gümrük vergisinin en düşük düzeyi

ASGARİ ÜCRET (subsistance wage, minimum wage)

Çalışanın ve ailesinin en azından temel ihtiyaçlarını karşılayarak insanca yaşamalarına olanak tanıyan ve işveren tarafından ödenmesi zorunlu olan en düşük ücret düzeyi.

ATIL KAPASİTE (excess capacity, surplus capacity)

Bir üretim biriminde, mevcut olan fakat kullanılmayan kapasite. Üretim miktarının üretim biriminin kapasitesinin altında olması halinde, iki miktar arasındaki fark.

 

 

ATIL PARA (idle money)

Kişi ve kuruluşların ellerinde fiilen bulunan para miktarının belirli bir dönemde para piyasasının dışına çıkan veya alışverişlerde kullanılmayan bölümü.

AVANS (advance)

Miktarı saptanarak ödenmesinin iler ki tarihte yapılacak olan bir borcun, söz konusu tarihten önce ödenen kısmı.

Belirli bir sürenin geçmesinden sonra geri alınacak para .

AVRUPA HESAP BİRİMİ (European Unit of Account)

Avrupa Ekonomik Topluluğu içinde ortak bir rezerv fonu ve finansal destek sağlama amacıyla yaratılan yapay bir para birimi.

AVRUPA KOMİSYONU (European Commission)

Avrupa Ekonomik Topluluğunun yürütme organı. Avrupa Komisyonu, ya da kısaca Komisyon , AET'de bir hükümet gibi faaliyet gösteren bir organdır.

AVRUPA PARA FONU (European monetary fund)

Avrupa para sisteminin kurulmasını öngördüğü bir kuruluş, EMF kısa adıyla da anılır.

AVRUPA ASAMBLESİ (European Assembly)

Avrupa Ekonomik Topluluğu'nda demokratik denetlemeyi sağlayan organ. Avrupa Parlamentosu, Topluluk üyesi ülkelerin ulusal parlamentolarından seçilerek gönderilmiş parlamenterlerden oluşur.

AVRUPA YATIRIM BANKASI (European Investment Bank)

Avrupa Ekonomik Topluluğu'na dahil finansal kuruluşlardan. EIB kısa adıyla anılır.

AZGELİŞMİŞ ÜLKE (Underdeveloped Country)

Başlıca niteliği sanayileşme olan iktisadi kalkınmışlık aşamasına ulaşamamış, ulusal geliri ve bu yüzden de tasarruf düzeyi sanayileşmeyi gerçekleştirecek yatırımların finansmanına yetmeyen ülke.

  

NOT: Sözlüğümüz yapım aşamasında olup sizlerin katkılarınızla ve zamanla  tüm terimler eklenecektir.

 

   
         

   
         


 

Google

 

 


 

 
Copyright © 2004 Barış Kösten (bkosten@yahoo.com)