|
KOTALAR KALKINCA
Barış KÖSTEN
GİRİŞ
1 Ocak 2005 dünya tekstil sektörü için bir milat, bir
dönüm noktası. Çünkü bu tarihte “Çok Elyaflılar anlaşması” ile 25 yıldır
tekstil ve hazır giyime uygulanan kotalar tüm dünyada kalkacak, tekstil
ihracatımızın yaklaşık yarısını gerçekleştirildiğimiz Avrupa; ucuz ÇİN ve
uzak doğu ülkelerinin istilasına uğrayacak, tekstil firmalarımız bir anda
kendini acımasız bir rekabet ortamı içinde bulacaklardır.
Telaşlanmayın, güçlü ve zayıf yönlerimizi bilerek akılcı
stratejiler üretmemiz halinde bu kötü durumu lehimize çevirmemiz hatta ÇİN’e
mal satarak onları pazarımız haline getirmemiz mümkün.
milat 2005
Tekstil.
Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü, başta ihracat hacmi olmak üzere
yarattığı istihdam ve katma değer ile Türkiye ekonomisi içinde önemli bir
yere sahiptir. Tekstil sektörü istihdam açısından toplam imalat sanayinin
%20’sini teşkil ederek ülkemizin en ciddi problemlerinden biri olan
işsizliğe önemli bir çözüm getirmektedir, aynı zamanda Türkiye 2003 yılı
toplam ihracatının % 31,6’lık kısmı tekstil ve hazır giyim ürünlerinden
oluşmaktadır.
Bu önemli sektör için 1 Ocak 2005 tarihi bir dönüm
noktasıdır. Çünkü Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) denetiminde 1994 yılında
Uruguay’da imzalanan “Hazır Giyim ve Tekstil Antlaşması” (Agreement On
Textiles and Clothing –ATC) ile kademeli kota indirimi sistemine geçilmiş
ve. son 25 yıldır Çok Elyaflılar Anlaşması (Multi Fibers Arrangement MFA)
çerçevesinde tekstil ve hazır giyime uygulanan kotaların 1 Ocak 2005 tarihi
itibariyle tüm dünyada kaldırılması kararlaştırılmıştır.
Diğer bir önemli gelişme de Çin’in dünya ticaret örgütüne üye
olup ATC antlaşması avantajlarından yararlanması ve dünya pazarlarındaki
payını hızla arttırmasıdır.Çin dünya tekstil ve hazır giyim ticareti büyüme
oranının %12,9 olduğu 1994-2001 döneminde, tekstil ihracatını %42 hazırgiyim
ihracatını %54 oranında arttırmıştır.
çin tehlikesi
Çin tekstil ve hazır giyim ticareti
açısından, diğer pek çok alanda olduğu gibi, rekabet edilmesi ve
engellenmesi neredeyse imkansız bir oyuncu olarak ortaya çıkmıştır. Ancak,
Çin’in aynı zamanda dev bir pazar olarak ortaya çıktığını ve bu pazarın
gittikçe büyüyeceğini de dikkatlerden kaçırmamak gerekmektedir. Çin’in bir
rakip ve bir pazar olarak ele alınmasıyla ilgili değerlendirmeleri aşağıdaki
şekilde özetlemek mümkündür.
Çin’in DTÖ’ye
katılımı dolayısıyla kotalardaki kısmi iyileştirmeler sonucunda 192 olan
kotaya tabi ürünlerinin sayısı, 83 adet üründe kotanın kalkmasıyla 109’a
inmiştir.
(Tablo-1) Çin’in Kotaya Tabi Madde Sayısı
|
|
ABD |
AB |
Kanada |
Türkiye |
Toplam |
|
2002 Kotaya Tabi Ürün
Sayısı |
86 |
43 |
24 |
39 |
192 |
|
Kotası Kaldırılan |
-18 |
-31 |
-3 |
-31 |
-83 |
|
Kalan |
68 |
12 |
21 |
8 |
109 |
Çin’in ihraç
ürünlerinden kota dışına çıkarılanların ihracatının başlıca dört büyük
pazara dağılımına ilişkin verilerden, en büyük payın ABD’i pazarına yönelik
olduğu görülmektedir. Nitekim ABD pazarında, Meksika’nın NAFTA dolayısıyla
elde ettiği kazanımları 2001 yılıyla birlikte Çin’e kaptırmaya başladığı, bu
konuyla ilgili dikkate değer bir husustur.Dolayısıyla Çin’in DTÖ’ye tam
katılımının ihracatı üzerindeki en güçlü etkisinin ABD pazarına yönelik
ihracatta ortaya çıkması beklenmelidir. Çin’in kotaya tabi ürünlerde
yaptığı ihracatın, pazarlara dağılımına (Tablo-2) bakıldığında, en büyük
payın Avrupa Birliği pazarına ait olduğu görülmektedir.
(Tablo-2) Çin ‘in kotalı ürünler ihracatının
ülkelere dağılımı
(Milyar USD)
|
Ülke |
İhracat(Milyar$) |
Pay(%) |
|
ABD |
3.637 |
41,39 |
|
AB |
4.634 |
52,73 |
|
Kanada |
0.517 |
5,88 |
|
Toplam |
8.788 |
100,00 |
2005 yılında kotaların tamamen ortadan kalkması dolayısıyla
en fazla etkilenecek ülkenin, halen Avrupa Birliği pazarına kotasız giriş
dolayısıyla Asya ülkeleri yanında avantaja sahip olan ülkemiz olduğu dikkate
alınarak, hızla gerekli önlemlerin alınması ve adaptasyonların yapılması
gerekmektedir. Kotaların 2004 yılı sonunda tamamen kalkmasıyla birlikte,
bizim en önemli pazarımız olan AB pazarında Çin ile daha yoğun bir rekabet
yaşamamız söz konusu olacaktır. Dolayısıyla, Türkiye olarak, 2005 yılına
ilişkin strateji çalışmalarında, AB pazarında karşılaşacağımız bu yoğun
rekabet durumuyla baş edecek önlemler üzerinde yoğunlaşmamız ve pazardaki
konumumuzu kaybetmemeye, güçlendirmeye çabalamamız gerektiği açıktır.
tekstil Sektörünün kötü talihi
Tekstil sektöründe faaliyet gösteren firmalar son 10 yılı
çeşitli sorunlarla boğuşarak geçirmişlerdir.
90’lı yılların başında mal ve sermayenin ülkeler arasında
serbest dolaşımının yaygınlaşması ve bunun sonucu rekabet alanının birden
genişlemesi iş yapma koşullarını değiştirmiştir. Bu değişim hazmedilemeden
96 yılında gümrük birliğine geçilmiş, bu arada 3 şiddetli kriz yaşanmış,
2003 yılında döviz kurlarının gerilemesi sıkıntıları arttırmıştır.Ayrıca bu
dönemde, istenen kalitede iplik üretimine uygun olmayan ancak üretim
maliyeti düşük olduğu için tercih edilen open-end makine sistemlerine
yatırım yapılmış, sektörde arz talebin üzerine çıkmış, kapasite kullanım
oranları gerilemiş bunun sonucu karlılık da düşmüş, asya ülkelerine göre üç
kat olan enerji ve iki kat olan işçilik maliyetleride göz önüne alındığında
iplik sanayi yatırımları karlı olmaktan çıkmıştır. Tüm bunların yanında
kotaların kalkacağı 2005 yılı ufukta görülmektedir.
2005’den sonra sektörde iş hacmi genişleyecek ama fiyatlar
düşecek, kotaların kaldırılmasıyla gelişmiş ülkeler gümrük vergisi dışı
önlemler almaya çalışacak, korumaya yönelik ikili anlaşmalar yaygınlaşacak,
dünya çapında karmaşıklaşan tekstil ticaret mevzuatını izlemek ve pazarı
okumak iyice zorlaşacaktır.Kotaların kalkmasından en büyük zararı KOBİ
boyutundaki konfeksiyoncular görecek ihracat zorlaşırken iç pazar da düşük
maliyetli ithal giyim eşyası akınına uğrayacaktır.
ülkemiz avantajları
Tabiki her şey bu kadar kötü değil 2005 yılı sonrasında
aşağıdaki avantajlar iyi kullanıldığı takdirde yeni dönemden yara almadan
hatta daha da büyüyerek çıkmak mümkün.
Gümrük Birliği deneyimi : 1996
yılından itibaren başlayan gümrük birliği uygulaması sektörün yeni koşullara
uyum yeteneğini arttırmıştır.Türkiye 2002’den sonra uygulanmaya başlayan
kısmi liberalizasyondan da zarar görmemiştir.Gümrük birliği sınavını
başarıyla veren tekstil ve hazır giyim sektörleri kotaların kaldırılmasına
daha kolay uyum sağlayabileceklerdir.
Güçlü altyapı: Ülkemizin ulaştırma
ve haberleşme alanlarındaki güçlü altyapısı kotaların kaldırılmasından sonra
rekabet gücünün korunmasına katkıda bulunacaktır.
Coğrafi yakınlık : Avrupa
Birliğin’deki ithalatçıların bir siparişinin karşılanması için gerekli süre
Çin’de 30, Tunus ve Fas’ta 22, Brezilya ve Hindistanda ise 20gün. Ülkemizin
ihracatçıları bu süreyi 15 günün altında tutmaları halinde 2005 sonrası için
önemli bir rekabet avantajı olacaktır.
Yüksek Ürün Kalitesi: Düşük
Maliyetle üretim yapan Asya ülkelerine karşı Türk Hazır Giyim sektörünün en
büyük avantajı kaliteli hammadde, yarı mamül ile yüksek kaliteli ürün
üretmesidir.Ayrıca Güneydoğu Anadolu Projesinin tamamlanma aşamasına
yaklaşması, kaliteli pamuk üretiminin artmasını sağlayacaktır.
kobiler için 2005 önerileri
2005 sonrası için İngiltere’nin ünlü tekstil danışmanlarından
David Birnbaum’un öngörüsüne göre, sektörde iş hacmi genişleyecek ama
fiyatlar %30 oranında düşecektir.Rekabetin yoğunlaşması ve fiyat düzeyinin
düşmesi tekstil ve konfeksiyonda oyunun kurallarını değiştirecektir.Bu
durumda aşağıdaki eylem ve stratejiler KOBİ’ler için bir çıkış noktası
olacaktır.
·
Kotalar kalkınca kalite standartlarının
yükseleceği gerçeği daha kaliteli ürün ile rakiplerin önünde yer alma imkanı
sağlayacaktır. Bu nedenle sektörde kapasite artırımından (open –end
yatırımlarından) çok kalite arttırıcı ARGE yatırımlarının yapılması önem
kazanmaktadır.
·
Siparişi değil de trend ve moda değişimi
ile ortaya çıkan ihtiyacı karşılamaya gayret etmek ve markalaşarak kendi
tasarımlarıyla piyasaya girmek, rakipler karşısında büyük avantaj
sağlayacaktır.Bu bağlamda iplik üreticilerinin de entegre tesisler kurarak
iplik, dokuma, butik süreçlerini bünyelerinde toplamak suretiyle müşeriye
doğrudan nihai ürünlerle ulaşmaları önem taşımaktadır.
·
Kotaların kalkmasından sonra pazarın
genişlemesi, fiyat düşüşü ile ortaya çıkan zararı bir nebze azaltacak,
maliyetleri azaltmak amacıyla tekstil yatırımları gelişmekte olan ülkelere
kayacaktır.Güçlü ulaşım ve haberleşme altyapısı ve AB ülkelerine
yakınlığıyla Türkiye bu eğilimlerden yarar sağlayabilir.
·
İthalatçı ülke ve şirketlerin tedarik
listesine tek tek giremeyen kobiler, kendi aralarında yapacakları işbirliği
ile bu engeli aşabilirler.Ancak bu işbirliği yalnızca üretimle sınırlı
kalmamalı, dış pazarların izlenmesi, lojistik, setifikasyon ve fuarlara
katılım konularını da kapsamalıdır.
·
Teknik tekstil ve organik pamuk gibi
hızlı gelişen alanlardaki pazar boşluklarının şimdiden araştırılması 2005
sonrası girişimcilere yeni iş imkanları yaratabilir. Eldeki imkanların az
sayıda ürün için en etkin şekilde kullanılarak dünya standartlarında
üretimin hedeflenmesi KOBİ’lerin dış pazar payını arttırabilir.
·
Ürün farklılaşması, ürün geliştirme ve
yeni modeller arasındaki sürenin kısaltılması, zamanında teslim ve yüksek
kalite standartları, KOBİ’lerin yeni dönemde ayakta kalma ihtimalini
yükseltecektir.
·
KOBİ’lerin büyük şirketlere göre daha
hızlı ve esnek karar alma ve yapılanmalarını değişen koşullara daha hızlı
adapte edebilmeleri yeni dönemde büyük bir avantajdır. 130 ihracatçı ülkenin
topu topu 30 ithalatçı ülkenin pazarında tutunmak için verecekleri
mücadelede “hızlı tepki” başarının önemli koşullarından biri olacaktır.
·
Bu bağlamda şimdiden iç ve dış
pazarların kaldıracağı fiyat düzeyinin hesaplanarak üretimin bu fiyat
düzeyine göre yeniden örgütlenmesi rekabet imkanı sağlayarak stokları ve
kura bağımlılığı azaltacaktır.
·
KOBİ’ler küreselleşme cephesindeki
kayıplarını e-ticaret imkanlarını kullanarak, üretim ve satış aşamalarını da
kapsayan bir network içinde yer alarak azaltabilirler.Bu konuda KOSGEB’in
çalışmaları KOBİ’lere yol gösterici olabilir.
Kaynaklar:
T.C Başbakanlık dış Ticaret Müsteşarlığı, 2005 sonrası dünya
tekstil sektörü,
T.C Başbakanlık dış Ticaret Müsteşarlığı,Çin Halk
Cumhuriyetinin DTÖ’ne katılımının Tekstil ve Konfeksiyon İhracatımıza
Muhtemel Etkilerine İlişkin Değerlendirme,
Sema Mergen&Ayşegül Müftüoğlu, Tekstil,Konfeksiyon ve
ayakkabı,
KOSGEB, Kobi Ekonomi
|