YETKİNLİKLERE DAYALI
İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ
Dr. Osman
BAYRAKTAR*
osmanbayraktar2003@yahoo.com
Bir kelimenin sözlük anlamının ötesinde belli bir
uzmanlık alanı ile ilgili derinlik kazanması konunun uzmanı yazar ve
düşünürler tarafından aynı içeriği yansıtacak şekilde kullanılmasına
bağlıdır. Oxford Dictionary’de, competency kelimesinin sıfat biçimi
olan competent karşılığı olarak; “kişilerin bir işi yapmak için
ihtiyaç duydukları yetenek, güç, yetki, beceri, bilgi v.s.ye sahip olma
durumu’’ tanımı verilmektedir.
Yönetim bilimi ile ilgili Türkçe metinlerde competency karşılığı
olarak; yeterlilik;
yeterlilik/yetkinlik,
ve liyakat
kavramları kullanılmıştır. ‘Yetkinlik’ kelimesinin sıfat biçimi
olan ‘yetkin’ kelimesine, TDK Türkçe Sözlük; “gerekli olgunluğa erişmiş,
kamil, mükemmel” karşılıklarını vermektedir.
Esasen bu kelime “kompetan” şeklinde Türkçeleşmiş
olarak da kullanılmaktadır. TDK Türkçe Sözlükte “kompetan” için “uzman,
yetkili” karşılıkları verilmektedir.
Yukarıdaki aktarmalardan görülüğü gibi, Türkçe’deki
yetkinlilik, yeterlilik ve liyakat kelimeleri, insan kaynakları yönetimi
açısından henüz ilk bakışta birbirinden ayıtdedilecek kadar özgün anlam
derinlikleri kazanmamış olup hemen aynı kavrama işaret etmektedir.
Aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı olarak açıklanacağı üzere, yönetim
literatüründe yetkinlik ile yeterlilik kelimeleri birbiri ile bağlantılı,
ancak bağımsız kavramları temsil etmektedir.
Anlam kaymasını ortadan kaldırmak için yetkinlik
kavramının yönetim literatüründeki evrimini iki açıdan incelemek gerekir;
(a) genel işletme ve stratejik yönetim alanındaki kullanımı, (b) insan
kaynakları alanındaki kullanımı.
Yetkinlik kavramı, yönetim literatüründe ilk defa
1957’de Selznick tarafından “ayırdedici yetkinlik” biçiminde, örgütün
kilit başarı faktörlerini belirleyen sürecin açıklanması amacıyla
kullanılmış ancak kavram bu kullanımıyla evrensel bir düzeyde kabul
görmemiştir. Yetkinlik kavramı, Prahalad ve Hamel’in, 1990’da Harvard
Business Review dergisinde yayımladıkları “The Core Competence of the
Corporation” adlı makaledeki ‘temel yetkinlikler’ şeklindeki kullanımından
sonra yaygınlık kazanmıştır.
Yetkinlik kavramını insana ilişkin bir unsur olarak ilk defa White1959’da
kullanmış,
ancak kavram insan kaynakları alanındaki asıl yerini McClelland’ın 1973’te
American Psychologist dergisinde yayımladığı “Testing for Competence
Rather than Intelligence” adlı makaleden sonra almıştır.
Prahalad ve Hamel, sözkonusu makalede temel
yetkinlikleri ‘farklı üretim becerilerini koordine etme ve değişik
teknolojik güçleri bütünleştirme konularındaki kolektif öğrenme’ olarak
tanımlamaktadır.
Yazarlara göre bir temel yetkinliğin belirleyici üç özelliği
şunlardır:
·
İşletmenin geniş pazarlara ulaşmasına imkan sağlayacak bir
potansiyele sahip olması,
·
Son üründeki müşteri yararının algılanmasına önemli bir
katkı sağlaması,
·
Rakipler tarafından kopyalanmasının güç olması.
Bu tanımlamaya göre, temel yetkinlik, tüketici
yararına olan sonuçları açıkça tanımlanabilen , diğer firmaların kopya
etmesi çok zor, hatta imkansız bir bilgi tabanı veya beceri setidir. Temel
yetkinlikler, tekrar kullanmakla eksilmez; zaman geçtikçe yıpranan
fiziki varlıkların aksine kullanıldıkça ve paylaşıldıkça gelişir ve
büyümeye devam eder.
Stratejik yönetim literatüründe temel yetkinlik
kavramını ikame eden bir başka kavram yeterliliklere (capabilities) dayalı
firma görüşüdür.
Yetkinliğe dayalı firma görüşü, yetkinlik için üç farklı alan
tanımlamaktadır.
Birincisi firmanın kültürü ve onun çalışanların katılımlarını asimile etme
rolü, diğeri firmanın sahip olduğu bilgi ve becerilerin bir hasılası olan
konw-how, üçüncüsü de firmanın dış kaynaklara ulaşmasına imkan sağlayan
şebeke bağlantısı.
Yetkinliğe dayalı perspektifin arkasında iki tez
bulunmaktadır. Birinci yaklaşım, yetkinliklerin, artan belirsizlik
ortamından çıkılmasında firmaya yardımcı olduğunu öne sürmektedirler. Bu
grupta yer alan bazı yazarlar, bir firmanın çekirdek yetkinliklerini,
geleneksel yönetim uygulamalarından farklı olarak “gelecekteki
fırsatlara açılan kapılar” olarak görmektedirler. İkinci teze göre ise,
bir firmanın çekirdek yetkinlikleri, çalışanların sahip olduğu ve ancak
motive olmuş yüksek düzeyde kimselerin sergileyebilecekleri özel
becerilerdir.
Etimolojik olarak yetkinlik ve yeterlilik kavramları arasında fark
olmamakla birlikte, kullanımda kazandıkları içerik itibariyle, yeterlilik,
işletmeninin değer zincirinin bütününü kapsayan bir stratejik yönetim
kavramı olarak algılanmış; yetkinlik ise üretim zincirinin belli
noktalarındaki teknik ve üretim uzmanlığına hasredilmiş, giderek
yeterliliklerin bir alt fonksiyonu olarak değerlendirilmiştir.Bazı yazarlar yeterlilikler anlamındaki temel yetkinleri örgütsel
yetkinlikler; insan kaynakları yönetimi alanında kullanılan temel
yetkinlikleri ise bireysel yetkinlikler olarak ifade etmektedirler.
Yetkinlik kavramı, insan
kaynakları yönetimi ile bağlantılı olarak yönetim psikolojisindeki yerini
asıl olarak, McClelland’ın daha önce de sözü edilen “Testing for
Competence Rather than Intelligence” adlı makalesinden sonra aldı.
McClelland, personel seçiminde akademik yetenekleri, bilgi içerikli
testleri ve okulların verdiği başarı dereceleri ile belgeleri kullanan
geleneksel çalışmaları değerlendirdiği makalesinde şu sonuçlara ulaştı:
1. Bu
çalışmalarda kullanılan araçlar gerçek hayattaki başarıyı öngörmemektedir.
2. Mevcut
değerlendirme sistemi, genellikle azınlıkları, kadınları ve nispeten daha
düşük sosyoekonomik katmanları koruma eğilimindedir.
Bu bulgular üzerine McClelland, çabalarını iş
başarısını öngörebilecek; ırk, cinsiyet veya sosyoekonomik katmanları
gözetme eğilimi olmayan yeni bir araştırma yöntemi bulmaya yoğunlaştırdı.
McClelleand, iş yetkinliği çalışmalarında; işi iyi
yapmak için hangi karakteristiklere ihtiyaç duyulacağı konusunda herhangi
bir önyargıya sahip olmadan analizlerin doğrudan işi yapan kimseden
başladığını ve açık uçlu davranışsal vaka görüşmelerinden hareketle iş
başarısını ortaya çıkaran insani karakteristiklerin tanımlandığını
belirtmektedir. Amacı, işte üstün başarıyı doğrudan etkileyen özellikleri
tespit etmektir. Yoksa, onlardan herhangi biri iş başarısıyla bağlantılı
olabilir ümidiyle bir insanın sahip olduğu bütün karakteristiklerin
güvenilir bir şekilde belirlenmesi peşinde değildir.
McClelland ile aynı çalışma ekibinde yer alan
Boyatzis “The Competent Manager”, Spencer’lar ise “Competencies at Work”
adlı eserlerinde geliştirdikleri yöntemler ile yetkinlik çalışmalarını,
daha kolay anlaşılabilir ve uygulama kabiliyeti yüksek modeller haline
getirmişlerdir. Bu iki çalışmanın McClelland ile başlayan bu akımın somut
bir görünüm kazanmasında büyük payı vardır. Bu nedenle, insan kaynakları
alanında kullanılan yetkinlik kavramının tam bir netliğe kavuşması için
söz konusu yazarların bu kavrama yükledikleri anlamı ayrıntılı olarak
aktarmak gerekli görülmüştür.
Boyatzis, yetkinlikleri “kişinin, işte kendisinden
beklenen özel davranışları sergilemesine imkan veren kişisel özellikler”
olarak tanımlamaktadır.
Bu tanımlamaya göre yetkinlikler, bireyin, iş ortamına getirdiği kişisel
yetenekleri temsil etmektedir. Ancak bir işte etkili performansın ortaya
çıkması sadece kişinin sahip olduğu yetkinlilerle değil, işte kişiden ne
beklendiği ve işin gerçekleştirildiği örgütsel çevre ile de bağlantılıdır.
Boyatzis’in “Etkili İş Performansı Modeli” olarak isimlendirdiği bu
yaklaşım Şekil 1’de açıklanmaktadır.

Şekil 1 Etkili İş Performansı Modeli
Kaynak: Boyatzis,
a.g.e., s.13.
Spencer’lar, Boyatzis’in
yetkinlik kavramında yer alan unsurları daha ayrıntılı hale getirirler:
“Yetkinlik, bireyin herhangi bir işteki veya herhangi bir durumda
sergilediği etkili ve/veya üstün başarı ile neden sonuç ilişkisi
bulunan temel bir özelliktir.”
Temel özellik; kişiliğinin oldukça derin bir
parçasıdır ve değişik durum ve pozisyonlarda bireyin nasıl davranacağını
öngörmeye imkan sağlayacak bir göstergedir.
Yetkinlikler kişilerin temel özellikleridir ve
kişilerin, değişik durumlara uyarlanabilen, makul bir süre boyunca
devamlılık gösteren düşünme ve davranış biçimlerine işaret eder. Beş tip
yetkinlik özelliği vardır: (1)Güdüler, (2)Özellikler, (3)Benlik telakkisi,
(4)Bilgi, (5)Beceri.
Bir yetkinliğin türü ve seviyesi insan kaynakları
uygulamaları için pratik değeri olan konulardır. Şekil 2’de görüldüğü
gibi bunlar insan karakterinin yüzeyini oluşturur ve bu özellikleri
dolayısıyla da gözlemlenebilirler. Benlik telakkisi, özellik ve güdü
yetkinlikleri ise daha gizli, “daha derin”lerde olup kişiliğin merkezini
oluştururlar. Yüzeyde yer alan bilgi ve beceri yetkinliklerinin
geliştirilmesi nispeten kolaydır.Kişilik buzdağının temelinde bulunan
temel güdü ve özellik yetkinliklerini değerlendirmek ve geliştirmek ise
oldukça güçtür.
Neden sonuç ilişkisinden maksat bir
yetkinliğin belli bir davranışa yol açması ya da bunu öngörmesidir. Güdü,
özellik ve ben telakkisi yetkinlikleri davranış için gerekli

Şekil 2 Merkezi ve Yüzeysel Yetkinliler
Kaynak: Spencer , Spencer ,a.g.e., s.11.
olan beceriyi, dolayısıyla iş
performansı sonucunda elde edilecek hasılayı öngörürüler. Yetkinlikler
daima hasılayı elde etmek için gerekli olan eyleme yol açan zorlayıcı
güdü ve özellik niteliğinde bir amacı, yönelimi içerir. Örneğin, bilgi ve
beceri yetkinlikleri değişmez biçimde, her zaman tahrik eden bir dürtü
veya saik içerir.
3. ABD ve
İngiltere’de Yetkinlik Kavramına Yüklenen Anlam Farklılıkları
Boyatzsi’in yetkinliklere yaklaşımının temel dürtüsü,
firmaların seçme, değerlendirme ve ödüllendirme aşamalarında doğru
kişileri bulma ihtiyacıdır. Bu nedenle O, süper icracının özelliklerinin
tanımlanması üzerinde yoğunlaşmıştır. İngiltere’de ise hükümet farklı bir
amaçla –bir işte ulusal düzeyde minimum başarı standardını yükseltmek-
farklı bir yaklaşım izlemiştir. Boyatzis bir kişinin içsel özellikleri
üzerinde yoğunlaşırken İngiliz Hükümeti, Ulusal Mesleki Nitelikler Konseyi
(NCVQ) aracılığıyla görevleri ve bir işin gerektirdiği hasılayı
tanımlamaya yönelmiştir.
Amerikan ve İngiliz yazarlarının yetkinliklere
yaklaşım farkı kavrama yükledikleri içerikten başlamaktadır. Amerikan
yazarlarının yetkinlik karşılığı olarak (competency-competencies)
kullanmalarına karşılık İngiliz yazarlar (competence-competences)
terimini tercih etmektedirler. İngiliz yazar Berman competencies’i
“sıradışı performansın ortaya çıkmasına imkan veren davranışlar ve
fonksiyonel beceriler”; competences’i ise “gözlemlenebilen
becerilere bağlı olarak kabul edilebilir performans düzeyi” şeklinde
tanımlanmaktadır.
Başka iki İngiliz yazar Wood &Payne bu iki kavram arasındaki farklılıkları
Tablo 1.0’da şöyle özetlemektedirler:
Tablo 1.0 ABD ve
İngiltere’de Yetkinlik Kavramına Yüklenen Anlam Farklılıkları
|
|
Competencies (Subjektif Yetkinlikler)
|
Competences (Objektif Yetkinlikler) |
|
Çıkış yeri |
ABD |
İngiltere |
|
Amaç |
Süper icracıları
belirlemek |
Minimum standartları
belirlemek |
|
Odaklaşma |
Kişi |
İş/rol |
|
Özeti... |
Kişisel özellikler |
Görevler/hasıla |
|
Hedef kitle |
Yöneticiler |
Herkes, yöneticiler
nispeten az |
Kaynak: Robert Wood, Tim
Payne, Competency Based Recruitment and Selection, New York, John
Wiley and Sons, 1988, s.27.
B. YETKİNLİK MODELİ OLUŞTURMA SÜRECİ
Yetkinlik modeli, araştırmanın başından beri
açıklanmaya çalışıldığı şekilde, belli bir işte ayırdedici başarıyı ortaya
çıkaran özelliklerin belli bir anlayışa göre sıralandığı yetkinlikler
listesidir. Kaynaklarda, aynı anlama işaret etmek üzere “yetkinlik
modeli”,
“yetkinlik profili”,
“yetenek modeli”,
“yetkinlik çerçevesi”
gibi farklı terimler kullanılmıştır. Bu çaılşmada “yetkinlik modeli”
ifadesi tercih edilmiştir.
Yetkinlik modeli oluşturulması, çok yönlü ve
karşılıklı etkileşimlere açık bir süreçtir. Nasıl bir model
oluşturulacağı, modelin ne tür yetkinlikler içereceği, kimleri
kapsayacağı, çalışmanın ne kadar süre içinde tamamlanması gerektiği,
maliyeti, İKY’nin hangi süreçlerinde uygulanacağı gibi sorular, ancak
firmanın içinde bulunduğu sektör, müşteri kitlesi, ortakların beklentileri
ve tabii ki çalışanların durumu dikkate alınarak cevaplanabilir.
Yetkinlik modelleri; belirli bir işi icra etmek için
sahip olunması gereken kilit yetenekleri tanımlayan karar araçlarıdır.
Gerçekte uygulamaya bakıldığında, yetkinliklerin karar kriteri olarak
kullanılması yeni bir durum değildir. Her ne kadar sezgilere dayanıyor ve
tam olarak test edilmesi mümkün değilse de; seçme, geliştirme,
değerlendirme ve planlama her zaman yetkinlik temellidirler. Yetkinlik
modelleri yetkinlik kriterini somut hale getirir.
Yetkinlik modellerinin geliştirilmesi ve
uygulanması hem bilim hem de sanattır. Yetkinlik çalışmalarında
cevaplanması gereken bir başka soru da bir “yetkinliğin” insan
davranışının girdisi mi yoksa çıktısı mı olarak görüldüğüdür. Örneğin
İngiltere’de yetkinlikler çıktı olarak değerlendirilir: Çalışanlar
işlerinde öngörülen iş standartlarına uygun veya bu standartları aşan
yetkinlikler sergilerler. Amerika ‘da ise yetkinlikler temel girdiler
olarak değerlendirilir: Onlar bireyin iş performansını etkileyecek bilgi,
tutum ve beceriler demetini içerir.
Bu konuda ağır basan eğilim; yetkinliklerin seçme ve eğitim süreçlerinde
girdi, ücret ve performans değerlendirme süreçlerinde ise çıktı olarak
alınmasıdır.
Decker ve arkadaşları tasarlanacak yetkinlik
modelinin hem iç hem de dış müşterilerin beklentilerini karşılamasının
gerekliliğine işaret etmektedirler.
Modelin tasarlanmasındaki tartışmalı alanlardan bir birisi de yetkinlik
listesinin, Boyatzis ve Spencer’lerin önemle üzerinde durdukları kişisel
özellikleri içerip içermeyeceği konusudur.
Yetkinlik modelleri
gelecekte de kullanılabilecek karar araçlarıdır, bu nedenle onlar
gelecekteki işleri de dikkate almalıdır. Bazı işler için mevcut başarılı
icracılar tespit edilir ve onların yaptıkları esas alınarak bir model
geliştirilir. İşlerin stabil kaldığı, icracıların optimum sonuçlar
elde ettiği sürece bu model çalışır. Şayet işler değişirse model de
çalışmaz. Bu durumda, firma ve birim stratejisi, yapı, gelecekteki
görevler ve ilişkiler ve uzmanların gelecek hakkında söyledikleri dikkate
alınarak işle ilgili stratejik ve gelecekçi bir perspektif belirlemek
önemlidir. Gelecek için bir model inşası, kilit yetkinliklerin
tanımlanmasından önce kilit kişilerin belirli senaryolar üzerinde beyin
fırtınası çalışması yapmalarını veya bir iş fonksiyonları listesi
geliştirmelerini gerektirir.
Firmanın stratejik amaç ve hedefleri, ihtiyaç
analizleri ve iş planları yetkinliğe dayalı bir modelin girdilerini
oluşturur. Boyatzis’in, “Etkili İş Performans Modeli”nin
üç unsurundan ikisini oluşturan Örgütsel Çevre ile Yönetimin İş
Beklentileri, çalışanın dışında, ancak onun iş performansını doğrudan
etkileyen stratejik unsurlardır. Bu iki unsurda meydana gelecek
değişmeler, hem belli pozisyonda çalışan kişinin etkililiği, hem de bu
pozisyon için aranacak yetkinliler için belirleyici olacaktır.
Seksenli yılların sonunda, İK bölümünün işletmenin
stratejik bir ortağı olması gerektiği henüz tartışmalı bir konuydu. Bu
dönemde bir çok yönetim uzmanı, personelin sahip olduğu know-how’ın, bilgi
çağında işletmenin temel varlığı olacağını öne sürüyorlardı.
Günümüzde, sahip oldukları insan kaynağının, işletmelerin temel
aktiflerinden birisi olduğu tartışmasız bir kabul haline gelmiştir. Bu
nedenle, yetkinliklere dayalı İK uygulamasına geçme sürecindeki birinci
aşamada, stratejik değerlendirme yapılarak tasarlanan modelin örgütsel
strateji ile yöndeş olduğundan emin olunması gerekir. Sistemin bütün
tarafları İK uygulamaları bünyesinde yer alan bireysel performans ile
örgütsel stratejinin başarısı arasındaki ilişkiyi kavramalıdır.
Yetkinlik modellerini, kapsadıkları personele ve
içerdikleri yetkinliklerin niteliklerine göre sınıflamak mümkündür.
Bütüncül bir yaklaşımla genel yetkinlik modelleri bir grup olarak
değerlendirilebilir. Örneklere bakıldığında, bunun ötesindeki daha
ayrıntılı gruplamaları, modelin içeriğinin yapılandırılması olarak
görmek daha doğru gözükmektedir. Özellikle, temel yetkinlik modelinde yer
alan yetkinliklerle fonksiyonel ve teknik yetkinliklerin tümüne modellerde
birlikte yer verilmektedir. Aşağıda farklı kaynaklardaki yaklaşımlara
göre dört yetkinlik modeline işaret edilmiştir.
Başlangıç aşamasında, belli bir işte çalışanların
sahip olması gereken yetkinlikleri analiz edip tanımlamaya uğraşan
yetkinlik hareketi, özellikle Boyatzis’in çalışmasından sonra bir meslek
grubunun tümünü kapsama iddiasındaki genel modeller geliştirmeye başladı.
İngilizce’de “generic models” olarak adlandırılan bu tanımlamayı
Türkçe’ye “türsel modeller” veya “bir mesleki gruba özgü modeller” olarak
çevirmek de mümkündür. Bu çalışmada “genel yetkinlik modeli” terimi tercih
edilmiştir.
Genel yetkinlik modelleri, spesifik bir pozisyona
tam olarak uymazlar; fakat gruplar arasında karşılaştırma yapmak için bir
temel oluştururlar. Genel yetkinlik modelleri, ortaya çıkan yeni
modellerin değerlendirilmesi için de karşılaştırma imkanı sağlar.
Örneğin, “bu pozisyon benzer satış yöneticisi pozisyonlarından şu yönüyle
farklı gözükmektedir” gibi.
Bu model örgütün bir bütün olarak ihtiyaç duyduğu
yetkinlikleri kavramak için kullanılır ve örgütün misyonu, vizyonu ve
değerleriyle yakın paralellik arzeder. Örgütün bütün düzeylerine ve bütün
işlerine uygulanır. Örgütün temel değerleriyle bağlantılı davranışların
tanımlanması ve netleştirilmesi açısından faydalıdır. Şayet işletme bütün
çalışanlara–müşteri hizmetleri veya takım çalışması gibi bir temel değerin
önemini vurgulamak istiyorsa, bu durumda temel yetkinlik modeli uygun
olabilir. Temel yetkinlik modeli ayrıca bütün örgütü etkilemesi mümkün
büyük kültürel değişiklikler olması durumunda kullanılabilir. Tablo 2.2’de
bir bankanın temel yetkinlik modeli sunulmaktadır.
Bu model; finans, pazarlama, bilgi teknolojisi,
üretim vb. anahtar iş fonksiyonları çevresinde inşa edilir. Düzeyine
bakmaksızın fonksiyonda yer alan bütün çalışanlara uygulanır. Bir
fonksiyonel model örgüt içinde değişik çapraz ilişkilere ihtiyaç
duyulduğunda gereklidir
Bir yetkinlik modeli olarak fonksiyonel yetkinlik
yaklaşımının avantajı, örgüte arzu edilen davranışlar üzerinde odaklaşma
ve daha hızlı davranış değişikliğine imkan sağlamasıdır. Örneğin bir
işletme bilgi teknolojisi fonksiyonunun olması gereken derecede verimli
olmadığına inanıyorsa veya yeni bir sisteme geçiş yapmışsa bu durumda
fonksiyonel yetkinlik modeli uygulanabilir. Tablo 2.3’te sistem
mühendisliği pozisyonu için gerekli fonksiyonel yetkinlik modeli örneği
sunulmuştur.
Rol yetkinlik modelleri özellikle ayrıntıya yönelik
eğitim çalışmaları için kullanışlı bir yöntemdir. Quin ve arkadaşlarının
bir eğitim yöntemi olarak takdim ettikleri “Becomin A Master Manager”
adlı çalışmalarında, bir yöneticinin işi sekiz role bölünerek
incelenmektedir.
Yetkinlik sistemlerinde rol profilleri, ayrıntılı iş tanımlarının
yerine geçmekte, böylelikle çok katı yetkinlik ölçümü
ihtiyacını ortadan kaldırarak işletmelere daha büyük bir esneklik
sağlamaktadır. Bu yöntemle, 42.000 çalışanı bulunan Aetna Life, sürekli
yeniden yazımı gerektiren ayrıntılı iş tanımlarından vazgeçerek, bunun
yerine çalışanların sahip olmaları gereken temel beceri ve yetkinlikleri
tanımlamış ve bu becerileri daha geniş iş aileleri şeklinde
gruplandırarak, 7000 iş tanımını ortadan kaldırarak bunun yerine 200 iş
ailesi ikame etmiştir. Global çapta üretim ve satış yapan bir başka
işletme uygulamasında, görevlerin göreceli olarak stabil olduğu bir durumu
esas alan iş tanımlarından , bireylerin beceri/yetkinlik ve katma
değerlerinin dinamik bir bileşimi olan rol tanımlarına geçiş yapılarak 300
iş unvanı 16 rol unvanına indirilmiştir.
Genel insan kaynakları yetkinlikleri, bütün insan
kaynakları çalışanlarında bulunması gereken yetkinliklerdir. Ürün
uzmanlığı yetkinlikleri, belirli bir ürünü geliştiren ve ondan sorumlu
olan çalışanlarda bulunması gereken başarı faktörleridir. Genel İK
uzmanlığı yetkinlikleri, organizasyondaki diğer birim çalışanlarına destek
olan kişilerde bulunmalıdır. Stratejik insan kaynakları uzmanlığı
yetkinlikleri ise şirket stratejisinin belirlenmesinde rol oynayan
çalışanlarda bulunmalıdır.
Yetkinlik yaklaşımı, sadece kişilerin istenilen
düzeyde bilgi ve beceriye sahip olmaları ile değil, asıl bunların iş
davranışına dönüştürülebilme yeteneği ile ilgilenmektedir. Bu nedenle,
yetkinlik modelinde yer alan her yetkinlik için davranış tanımı ve
ihtiyaç düzeyi belirtilir. Düzey belirlenmesi yetkinlik yaklaşımının en
kritik unsurlarından birisidir. Çünkü, yetkinliklerin eksikliği kadar
fazlalığı da problem oluşturur.
Yetkinlik modellerinde, yetkinlik düzeyini belirlemek için üçlü skaladan
beşli skalaya kadar farklı ölçekler kullanılmaktadır. Anlaşılma
kolaylığı dolayısıyla yetkinlikler genellikle uzmanlık, standart ve
minimum şeklinde üçlü skalaya göre derecelendirilmektedir.
Her örgütün içinde bulunduğu koşullar, stratejik
hedefleri ve sahip olduğu insan kaynağının özellikleri farklıdır. Bu
nedenle genel modellerden yaralanırken her işletme bunu kendi
özelliklerine göre yorumlamalı ve uyarlamalıdır. Çünkü, bir işte başarıyı
ortaya çıkaran kişisel karakteristiklerin değişik bileşimleri vardır.
Stark ve Luther, her firmaya aynı hazır modeli öneren danışmanlık
şirketlerinin yaklaşımlarındaki yanlışlığa dikkat çekmektedir:
“Bir çok danışmanlık şirketi, başarıya götüren ideal yetkinlikler setini
sadece kendilerinin keşfettiği varsayımıyla, tasarladıkları yetkinlikler
setini bir kalıp olarak empoze etmekte ve örgütteki bütün bireylerden
kendilerini bu kalıba uydurmalarını istemektedir.”
LeBleu ve Roger, bir yetkinlik modelinin en önemli
özelliğinin esneklik olduğunu, yenileme ve güncellemeye açık olmayan bir
modelin uygulanmaması gerektiğini belirtmektedir.
McLagan aynı bağlamda, yeni değerlerin geçerli olduğu iş dünyasında,
seçilecek yetkinlik modelinin uzmanlara daha az bağımlı olması
gerektiğini, uygun araç ve yöntemleri kullanarak çalışanların kendilerinin
geliştirebilecekleri yetkinlik modelleri oluşturabileceklerini öne
sürmektedir.
Schoonover, bir yetkinlik modelinin başarıyla
uygulanabilmesi için kullanıcıların ihtiyaçlarını eksiksiz karşılaması,
örgütün vizyon, strateji ve kilit yeterliliklerini desteklemesi, çok
karmaşık olmaması ve modelde yer alan yetkinliklerin örgüt kültürünün bir
parçası olması gerektiğine işaret etmektedir.
Örgütler yetkinlikleri,
insan kaynakları ihtiyaçları ile çalışanlarının üstünlükleri ve
zayıflıkları arasındaki açıklığı tanımlamak için kullanırlar. Bu
karşılaştırmaya dayanarak örgütün başarısını destekleyecek insan
kaynaklarının seçimi, terfii, yönetimi ve geliştirilmesi konularında
önemli kararlar alırlar. Aynı zamanda bu kararlar çalışanların
kariyerlerini ve yaşam kalitelerini de etkiler. Bu nedenle istihdam
kararlarını temelden etkileyen yetkinliklerin inceden inceye gözden
geçirilmesi ve irdelenmesi gerekir. Örgütler, kullandıkları yetkinlik
modelleri ve yöntemlerinin kabul görmüş genel standartlara uygunluğundan
emin olmalıdırlar.
Spencer’lar, oluşturulan yetkinlik modelinin
geçerliliğinin test edilmesi için üç yöntem önermektedirler:
Birinci yönteme göre, üstün ve vasat başarı gruplarında yer alan, ancak
modelin oluşturulması sürecinde dikkate alınmayan çalışanların analiz
edilerek yeni veriler toplanması ve bu verilere ışığında, modelin üstün
ve vasat başarıyı öngörme açısından değerlendirmeye tabi tutulmasıdır.
İkinci yöntem, modelin tasvir ettiği yetkinlikleri ölçmek için testler
geliştirilmesi ve bu testlerin ikinci örnek grupta yer alanlara
uygulanmasıdır. Yetkinlik modelinin geçerliliğinin test edilmesinin üçüncü
ve en sağlam yolu, örgüt içinde belirlenen yetkinliklere sahip olmayan
kişilerin tespit edilerek, onlara eğitim yoluyla bu yetkinliklerin
kazandırılması bu kişilerin gelecekte işlerini daha iyi yapıp
yapmadıklarının izlenmesidir.
7. Yetkinliklerin Güncelliğinin Korunması
İşletmeler olağanüstü bir yetkinliğe sahip olduktan
sonra dikkatlerini onun korunması ve değerinin artırılmasına yöneltirler.
Bu en basit düzeyde, geçen zaman içinde onun değerini yitirmemesidir. Bu
bağlamda iki problem ortaya çıkmaktadır:
Birincisi, donanımlı personelin zaman içinde
işletmeden ayrılmasıdır. İkinci problem ise, bir çok yöneticinin, seçme,
ücretleme ve terfi prosedürleri gibi farklı örgütsel süreçleri değiştirme
gücüne sahip olması dolayısıyla bir yetkinliğin değerinin azalmasıdır.
Şayet üst yönetim, bu bireysel tasarrufları daha geniş bir program içinde
denetleyemezse bu tür davranışlar birikerek yetkinlikleri aşındıracaktır.
Literatürde, yetkinliklerin İK yönetiminin; seçme,
ücretleme, eğitim, kariyer planlama, performans değerlendirmesi gibi bütün
süreçlerinde kullanımına ilişkin araştırma ve tartışmalar yer almaktadır.
Ancak kuramsal tartışmaların ötesinde, yetkinlik uygulamalarının seçme,
performans değerlendirme ve eğitim alanlarında yoğunlaştığı
gözlenmektedir. Danışmanlık
firmalarının hizmet önerileri de daha çok bu alanlarda odaklaşmış
bulunmaktadır.
İnsan kaynakları temin ve seçim süreci; öncelikle
işgören ihtiyacının sayı ve nitelik olarak belirlenmesi, sonra bu
gereksinmeyi çeşitli kaynaklardan karşılamak üzere bazı yöntemlerle
adayların araştırılıp bulunması ve en son olarak da bu adaylar arasından
çeşitli yöntemlerle uygun işgörenlerin seçilmesi ve işe yerleştirilmesi
evrelerini kapsamaktadır. Amaç işe en uygun işgörenlerin seçilmesidir.
İşgören ihtiyacının sayı olarak belirlenmesi,
personel planlama sürecinin en önemli başlangıç aşaması olup konumuz
dışında kalmaktadır. Ancak işe alınacak personelin niteliklerinin
belirlenmesi ve bu niteliklerin varlığının hangi yol ve yöntemlerle
belirlenebileceği yetkinliklere dayalı personel seçiminin tam özünü
oluşturmaktadır.
Yetkinliklerin doğuştan gelen ve sonradan kazanılan
bütün boyutlarıyla kullanılmasının tartışmasız olarak kabul edildiği alan
tedarik ve seçme sürecidir. Klasik seçme sistemlerinde, adayların işe
uygunluğunu belirlemek için kullanılan en önemli kriter işin içeriğine
dayanarak hazırlanan iş gerekleridir.
Yetkinliklere dayalı tedarik ve seçim yaklaşımı ise işin içeriğinden çok
adayların sözkonusu işte nasıl performans gösterecekleri konusu üzerinde
odaklaşır. Leshner, geçmiş deneyim, eğitim gerekleri ve test sonuçları
üzerinde odaklaşan geleneksel seçme sistemlerinin işi yapmak için gerekli
donanıma sahip olan adayları belirlediğine, ancak bu kişilerin işte
olağanüstü bir performans sergileyeceklerini garanti etmediğine dikkat
çekmektedir.
Bu nedenle yetkinliklere dayalı seçme sürecinin birinci aşaması bu işte
başarıyı ortaya çıkaracak performans kriterlerinin yetkinlikler biçiminde
tanımlanmasıdır.
Boyatzis, değerlendirme sürecinde iş tanımları ve iş gereklerini esas
alarak adayların uzmanlık bilgisini ve iş fonksiyonlarını yerine getirme
yeteneklerini ölçmeyi amaçlayan klasik yöntemlerin bu amaç için uygun
olmadığını belirtmektedir.Her halükarda bir pozisyonda başarıyı öngörebilecek yetkinliklerin
tanımlanması güç ve zaman alıcıdır, ancak seçme işleminin başarısı için
bunun gerçekleştirilmesi kritik bir unsurdur.
Böyle bir işlemin yapılması, adayların değerlendirilmesinde kullanılacak
iş profilinin çıkarılmasını gerektirir. İş profili, belli bir iş ya da iş
ailesi için geliştirilmiş yetkinlikler seti veya başarı faktörlerini
kapsamaktadır.
Özellikle seçme ve yerleştirme aşamasında, iş performansı ile bağlantılı,
eğitimle geliştirilmesi zor olan kişilik özelliklerinin çok iyi analiz
edilmesi gerekir. İş profilinde, sözkonusu pozisyon için gerekli teknik ve
davranışsal yetkinlikler belirtilir.
Yetkinliklere dayalı personel seçmedeki ikinci
aşama, adayların kişisel yetkinliklerinin iş yetkinlik profiline göre
değerlendirilmesidir. Tedarik ve seçme sürecinin en az maliyetle ve en
doğru adayları ortaya çıkaracak şekilde gerçekleştirilebilmesi için aday
toplamaya yönelik duyurular ile, adayların özelliklerini yansıtacak olan
iş başvuru formlarının yetkinlik bazlı olarak yapılandırılması gerekir.
* Yetkinliğe Dayalı İş
İstek Formu
İş İstek Formları, adayların eğitimi, deneyimi ve
aranan diğer özellikleri hakkında bilgi toplamak için kullanılan bir seçim
aracıdır. Bazı firmalar sadece adayın adı adresi ve telefon numarasını
almayı yeterli bulurken, bazıları adayın profiline ilişkin daha ayrıntılı
bilgiler isteyebilmektedir. Genel olarak iş isteme formları, adayların
yetişkinlik dönemlerinde ne işer yaptıklarından yola çıkarak onların
başarılarına ve becerilerine ilişkin ip uçları verir.
Yetkinliğe dayalı iş istek formlarında ise adaylardan, deneyimlerine
dayanarak ihtiyaç duyulduğunda istenilen yetkinlikleri
sergileyebileceklerine dair kanıtlar ortaya koymalarını isteyen sorulara
yer verilir. Örneğin adaydan karar verme yetkinliğine sahip olması
isteniyorsa, geçmişte bununla ilgili yaşadığı benzer deneyimleri ve bu
olayda nasıl davrandığını anlatması istenir.
Cevaplar genellikle 100 civarında kelime ile bir kutu içine yazılır. Bu
alan okulu yeni bitirmiş adaylar için uygundur, daha fazla iş deneyimine
sahip adaylar doğal olarak daha fazla yer ayırmak gerekir. Böylelikle
adaylarla görüşme yapmadan ön eleme yapma imkanı ortaya çıkmış olur.
* Değerlendirme
Yöntemleri
Adayların değerlendirilmesinde görüşme, değerlendirme
merkezleri, yetenek testleri, kişilik testleri ve referans kontrolü gibi
değişik yöntemler kullanılabilir. Bir araştırmaya göre iş başarısını
öngörme açısından en iyi sonuç veren yöntemin yapılandırılmış davranışsal
görüşme olduğu tespit edilmiştir.
Tablo 3.2 Yöntemlerin İş Başarısını Öngörebilme
Yetenekleri
Seçme Araçları
Öngörme Yüzdesi
Geleneksel Bire bir
Görüşme 20
Referans
Kontrolü 26
Komite Halinde
Görüşme 36
Yetenek
Testi 53
Yapılandırılmış
Davranışsal Görüşme 70
Kaynak: Clieaf, a.y. s.
Ücret yönetimi, firmanın ücret programının
yürütülmesi sürecidir. Ücret yönetim programının amacı, yetkin çalışanları
cezbeden, motive eden ve onların firmada kalmalarını imkan sağlayan etkin
bir ücret yapısının oluşturulmasıdır. Böyle bir yapı
çalışanların adil ücret
aldıkları algısına yol açmaktadır.
Ödeme sistemlerinde geleneksel olarak aşağıdaki hedeflere önem
verilmektedir:
*Çalışanları çekmek, işte tutmak ve motive etmek,
*Ödüllendirmede parayı etkin bir şekilde kullanmak,
Çalışanların tatminsizliğini minimuma indirmek.
İşi yürüten kimsenin hangi özelliklere sahip olduğunu
değil, ne iş yaptığını esas alan geleneksel sistem, sonuçların nasıl elde
edildiğinden ziyade ulaşılan performansı ve hasılayı dikkate alır.
Bir çok yazar, geleneksel ücret sistemi anlayışının, iş dünyasının hızla
değişen taleplerine yeterince cevap veremediği, ve yakın gelecekte işi ve
performansı esas alarak oluşturulan sistemlerin kişiyi esas alan
sistemlerle yer değiştireceğini öne sürmektedir.
Yetkinliğe dayalı ücret sisteminin en önemli
ayırdedici özelliği, ücret belirlerken işi değil kişiyi esas almasıdır.
Performansa dayalı sistemlerde kişiye, örgütsel rolün gerektirdiği temel
ücrete, kişinin performans sonuçları ve firmaya sağladığı ekonomik
katkılar gibi örgütsel hasıla ilave edilir. Yetkinliğe dayalı
ücretlendirmede ise kişiye, yaptığı işin veya örgütsel rolün
dışında bireysel özellikleri, sahip olduğu beceriler ve yetkinlikler için
ödeme yapılır. Ücret belirlenmesinde kişinin sadece şu andaki performansı
değil, ilerideki bir zaman diliminde firmaya ekonomik katkı
sağlayabilecek özellikleri de dikkate alınır.
Yetkinliğin görünmeyen yüzünü oluşturan kişsel özellikler bir iş ya da
pozisyondan bağımsızdır ve bir başka işe transfer edilebilir. Ancak
yetkinliklerin ücret sistemine dahil edilebilmesinin ön koşulu
kanıtlanabilmeleri, objektif olarak değerlendirmeye imkan verecek şekilde
sergilenebilmeleridir. Buna rağmen, yetkinlikler, performans için sadece
bir göstergedir yoksa gerçek performansı ortaya koyan bir ölçü değildir.
Bu nedenle yetkinliğe dayalı ücret düşüncesini geleneksel ücret kuramına
bir meydan okuma olarak da algılamamak gerekir. Tablo 3-3’de geleneksel ve
yetkinliğe dayalı ücret sitemlerinin karşılaştırılması yapılmıştır.
Tablo 3.3 Geleneksel ve Yetkinliğe Dayalı Ücret
Sistemlerinin Karşılaştırılması
|
GELENEKSEL |
|
|
|
YETKİNLİĞE DAYALI |
|
İşin “ne” olduğu üzerinde durur |
> |
Ücret |
< |
İşin “ne” olduğu üzerinde durur, ayrıca işin
nasıl icra edildiğiyle ilgilenir. |
|
|
|
|
|
|
|
İşin “ne” olduğu üzerinde durur.
|
> |
Ücret Artışı |
< |
İşin “nasıl” ve “ne” olduğu ile ilgilenir. |
|
|
|
|
|
|
|
İşin sonuçları üzerinde durur.
|
> |
Değişken Ödeme |
< |
İşin sonuçlarıyla ilgilenir, ancak işin nasıl
yapıldığı üzerinde de durur. |
Kaynak: Cofsky, a.g.m.
Yetkinliğe dayalı ücret sistemi uygulamalarında
değişik tercihleri esas alan farklı modeller ortaya çıktığı görülmektedir.
Bu nedenle yetkinliğe dayalı bir sistem tasarımına başlamadan önce,
firmanın önceliklerini ve tercihlerini belirlemesi gerekir. Ancak
modellerin ortak yönü, işi esas alan sistemlere göre aynı gruptaki ücret
aralıklarının daha geniş olması, geniş bant sistemini tercih etmeleridir.
Geniş bant sisteminde dört,
en fazla beş bant bulunur ve firmadaki bütün çalışanlar bu bantlara
yerleştirilir. Bantlardaki ücret aralığının geniş olması, kişilere terfi
etmeden aynı bant içinde kariyerine bağlı olarak daha yüksek ücret alma
imkanı sağlar. Geniş bant sisteminin bir başka özelliği, geleneksel ücret
sistemlerinde olduğu gibi, konrol amaçlı orta noktaları olmamasıdır.
Dow Chemical’da bütün çalışanlar hem unvan, hem de ücret olarak dört
grupta toplanmıştır.
Geniş bantlı ücret sistemi ancak diğer İK
programlarıyla birlikte uygulanabilir. Örneğin sürekli öğrenimenin
olabilmesi için beceri –veya yetkinliğe- dayalı programların yeterli
eğitim ve geliştirme bütçeleri ile desteklenmesi gerekir.
Rich, yetkinliğe dayalı
geniş bant sistemine olan ilginin artmasını yüksek düzeyde
yapılandırılmış, ayrıntılandırılmış işlerin giderek ortan kalkıyor
olmasına bağlamaktadır.
Yetkinliğe dayalı ücret sistemi iki aşamalı olarak
geliştirilir. Birinci aşamada, ücretelendirmeye esas teşkil edecek olan
kilit faktörler belirlenir. İkinci aşamada ise ücret yapısı ve bu
faktörlerin toplam ücret içindeki durum ve oranları belirlenir.
* Kilit Başarı
Faktörlerinin Tanımlanması
Bu aşamada rol gerekleri ve bu rolde başarıyı ortaya
çıkaracak kişisel yetkinlikler belirlenir ve bir iş ailesinin her
düzeyinde performans sonuçlarının neler olduğu tanımlanır. Performans
esaslı ücret sitemlerinde, örgütsel rol ve buna ek olarak örgütsel
hasılaya bağlı olarak bir taban ücret belirlenir. Yetkinliğe dayalı ücret
sistemlerinde ise bireye, bir girdi olarak işe getirdiği kişisel
yetkinliklerin karşılığı olarak ödeme yapılır. Çünkü bu yetkinliklerin
gelecek zamanda firmaya bir katma değer sağlayacağı varsayılmaktadır. Bu
nedenle yetkinliğe dayalı ücretlendirme ile yetkinliklerin firmaya
sağlayacağı katma değer arasında açık bir ekonomik ilişki bulunmaktadır.
Ancak yetkinliklerle ücret bağlantısının nasıl kurulacağı konusunda farklı
görüş ve uygulamalar bulunmaktadır.
* Göreceli Oranların
Belirlenmesi
Bu aşamada ödenecek toplam ücretin ne kadarının iş
rolü karşılığı, ne kadarının kişisel yetkinlik ve ne kadarının performans
sonuçlarına bağlı olarak ödeneceği belirlenir. Cira ve Benjamin,
yetkinliğe dayalı ücret sisteminin sadece kişiyi esas alarak
uygulanabileceği teorisinin gerçek hayatla uyuşmadığını, kişi esaslı
uygulamaların çok sınırlı olduğunu öne sürmektedirler.
Yetkinliğe dayalı ücret sistemlerinin başarıya
ulaşması, ancak belli koşulların bir araya gelmesi ile mümkündür.
Bunların en başında, firmanın kendi durumunu çok iyi analiz edip
stratejisi, öncelikleri ve değerleriyle tutarlı bir ücret sistemi
geliştirmesidir. Diğer bir çok çağdaş ücret stratejilerinde olduğu gibi
yetkinliklere dayalı ödeme de bütün işletmeler için geçerli değildir.
Cira ve Benjamin yetkinliğe dayalı ücret sisteminin başarısı için üç temel
koşul öne sürmektedirler.
Birincisi, yetkinliğe dayalı ücret sisteminin tek başına bir unsur olarak
değil, yetkinliğe dayalı daha geniş bir İK programının bir parçası olarak
uygulanmasıdır. İkincisi ise ücret sisteminin, yeni yetkinliklerin çok iyi
kavrandığı ve benimsendiği süreçte devreye giren başarılı bir
yetkinliklere dayalı performans yönetimi uygulamasının ardından
gelmesidir. Son olarak yetkinliğe dayalı sistemin bütününde bir yenilenme
gerekliliği ortaya çıktığında hemen bunun ücret sistemi ile olan
bağlantısının kurulmasıdır.
Performans yönetimi, İK yönetiminin, seçme, ücretleme,
eğitim, kariyer planlama gibi bütün diğer alanları ile sebep-sonuç
ilişkisi olan merkezi bir konumda yer alır. “İşletmelerde performans
değerlendirme sistemleri çalışanların belirli bir dönemdeki fiili başarı
durumlarını ve geleceğe ilişkin gelişme potansiyellerini belirlemeye
yönelik çalışmalardır”.
Ancak tam bir performans yönetim süreci sadece sonuçlarla değil, aynı
derecede sonuçları belirleyen rollerin nasıl icra edildiğine ilişkin
davranışsal görünümlerle de ilgilenir. Bunların değerlendirilmesi,
performansı geliştirmek için değiştirilmesi gereken davranış için neye
ihtiyaç duyulduğuna işaret eder.
Yetkinliğe dayalı yönetimin geleneksel yönetim
tekniklerinden en önemli farkı; örgütün bütünü için tanımlanmış stratejik
bir yön belirtmesi, yüksek performansı ayırdeden bireysel yetkinlikleri
açıklaması ve tanımlanmış yetkinlikleri güçlendirmek amacıyla geliştirme
programları sunması, spesifik iş becerilerinden ziyade yetkinliklere vurgu
yapmasıdır.
Yetkinliğe dayalı performans yönetiminde temel amaç
sadece en kötü ve iyi performansa sahip çalışanların açığa çıkarılması
değil, bir bütün olarak çalışanların ortalama performansının
yükseltilmesidir.
Tablo 3-5 Performans ve
Yetkinlik Esaslı Ödüllendirme Yaklaşımlarının Karşılaştırılması
|
PERFORMANS (sonuçlara göre
ücretleme)
*Performans “ne kadardır”
*Niceliksel: Birim amaçlarıyla bağlantılı
*Kısa zaman çerçevesi: Bir yıl, geçmiş performans
*Ödüllendirme yönelimli |
YETKİNLİKLER (becerilere
göre ücretleme)
*Performans “nasıldır”
*Daha çok niteliksel
*Daha uzun dönemli çerçeve: Şimdiki ve gelecek işlerdeki başarı
*Gelişme (davranış değiştirme) yönelimli |
Kaynak: Spencer, Spencer, a.g.e., s.266.
Yetkinliklerin performans değerlendirmede hangi
düzeyde ve içerikte ele alınacağı konusu, ücretlendirmede olduğu gibi
tartışmalı alanlardan birisidir. Bir çok yazar ve uygulamacı
yetkinliklerin, geliştirilmesi ve ölçülmesi zor olan kişiliğe ilişkin
boyutunun performans değerlendirmesinde dikkate alınmasını uygun
bulmamaktadırlar.
Uygulamada, yetkinlikler ve başarının farklı oranlarda dikkate alındığı
değişik modellere rastlanmaktadır. Ancak çoğunlukla, başarı ve yetkinliğin
birlikte değerlendirildiği karma modeller tercih edilmektedir. Karma
modellerde performans sonuçları, niceliksel, geçmiş yönelimli, birim
amaçlarıyla bağlantılı ve kısa dönemlidir; ücret karaları için
kullanılır. Yetkinlik değerlendirmesi ise daha çok niteliksel ve uzun
dönemli olup personel gelişimi ve kariyer planlaması için kullanılır.
Karma modellerde performans (%50-%90), yetkinlikler
(%10-%50) oranlarında dikkate alınır.
Tablo 3-5’de performans ve yetkinlik esaslı modellerin karşılaştırılması
gösterilmiştir.
Yetkinlikleri dayalı performans yönetimi, seçme
sürecine benzer şekilde üç aşamalı olarak gerçekleştirilmektedir.
Üstün performansı ortaya çıkaracak yetkinliklerin
belirlenmesi konusu, tezin bir çok yerinde işaret edildiği şekilde,
yetkinlik uygulamalarının bütün süreçleri için temel referans
noktalarından birisidir. Buradaki tartışmalı alanlardan birisi de,
eğitimle geliştirilmesi zor yeteneklerin performans değerlendirme kriteri
olarak alınıp alınmayacağı konusudur.
Bir diğer tercih alanı da firmanın, performans değerlendirme kriteri
olarak sadece üstün performans düzeyini mi yoksa asgari kabul edilebilir
düzeyi mi standart olarak alacağıdır.
Yukarıdaki tercihler esas alınarak, arzu edilen
performansın oluşumuna imkan verdiği düşünülen yetkinliklerden oluşan bir
model hazırlanır. Her yetkinliğin davranış göstergeleri ve davranış
düzeyleri tanımlanır. Böylelikle, seçme sürecinde olduğu gibi performans
değerlendirmede kullanılacak bir yetkinlik profili çıkarılmış olur.
Modelin oluşumunu tamamlayan son aşama, yetkinlikler ve iş sonuçlarının ne
oranda dikkate alınacağının açıklığa kavuşturulmasıdır.
Performans değerlendirmesi tek bir üst tarafından
yapılabileceği gibi, astların, akranların, diğer yöneticilerin ve
değerlendirilenin kendisinin de dahil olduğu çok kişi tarafından birlikte
da yapılabilir. Değerlendirme her ne şekilde yapılırsa yapılsın elde
edilen sonuçlar önceden belirlenen yetkinlik profili ile karşılaştırılarak
değerlendirilen kişinin bu profile göre durumu tespit edilir.
Kişiler bir firmada işe başlarken bir takım bilgi ve
becerileri de beraberinde getirirler. Ancak hem kişilerin, tam verimli
olmak için iş ortamına uyum sağlamaları, daha önce bilmedikleri bilgi ve
becerileri öğrenme ihtiyacı ve hem de iş şartlarında meydana gelen değişim
ve yenilikler dolayısıyla ortaya çıkan bilgi ve beceri ihtiyacı
işletmelerde sürekli bir eğitim ortamının varlığını zorunlu kılmaktadır.
Eğitim faaliyetleri, kapsamları ve amaçları dolayısıyla, geliştirme ve
yetiştirme gibi farklı isimlendirmelerle anılmaktadır.
Yetkinliğe dayalı eğitim basit olarak işin yapılması
için ihtiyaç duyulan yetkinliğin sergilenmesi esasına dayanmaktadır.
Yetkinliğe dayalı eğitim, gözlemlenebilen veya ölçülebilen davranışsal
amaçlar esas alınarak tasarlanır.
*Kendi gelişim seviyesinin farkında olmak,
*Öğrendiklerini ürün ve hizmetlerde katma değer
yaratacak şekilde işe transfer etmek.
Yetkinliğe dayalı eğitim, ayrıntılarda farklılık
göstermekle birlikte üç aşamada gerçekleştirilir.
* Eğitim Amaçlı Bir
Yetkinlik Modeli Geliştirilmesi
Diğer bütün İK süreçlerinde olduğu gibi, eğitim
amacıyla kullanılacak yetkinlik modeli de işletme stratejisi ile
bağlantılı şekilde oluşturulmalıdır. Dubois, firma tarafından finanse
edilen tüm eğitimlerin örgütün stratejik amaçlarını gerçekleştirmeye
yardımcı olacak şekilde tasarlanması gerektiğine dikkat çekmektedir.
Yetkinliklere dayalı eğitimi, “yetkinlik kazanma süreci” olarak
adlandıran Boyatzis, bu süreçte çalışanların yetkinliği tanıma ve
yetkinlikle iş performansı arasındaki ilişkiyi kavramaları gereğine işaret
etmektedir.
* Eğitimle
Geliştirilebilecek Yetkinliklerin Belirlenmesi
Önceki bölümlerde açıklandığı gibi, yetkinliklerin
bir kısmı doğuştan getirilmekte, bir kısmı ise eğitim yoluyla
kazanılmaktadır. Başarı motivasyonu ve inisiyatif gibi doğuştan gelen
yetkinliklerin eğitimle geliştirilmesi imkansız değilse de çok zor ve
maliyetlidir. Bu tür yetkinlikleri eğitimle kazandırma yerine, bunlara
sahip olan kimseleri istihdam etmek, maliyeti daha düşük bir yöntemdir.
Spencerler’ın naklettiği bir Amerikan özdeyişinde dediği gibi, “bir
hindiye ağaca tırmanmayı öğretebilirsiniz, ancak bunun yerine bir sincap
istihdam etmeniz daha kolaydır”.
* En Etkili Eğitim
Yönteminin Belirlenmesi
Geliştirilmesi arzu edilen yetkinlikler için,
yetkinliğe dayalı formel eğitim programları, geliştirme merkezleri, kendi
kendini geliştirmek için kaynak temin, interaktif bilgisayar programları,
rotasyon uygulaması ve örgütsel yapı ve süreçleri bireysel yetkinlikleri
artırıcı şekilde yeniden tasarlanması gibi değişik seçenekler
kullanılabilir.
Bu seçeneklerden birisi tercih edilirken, hem maliyet hem de etkilnlik
açısından amaca en uygun olan olanı tercih edilmelidir.
Özünde, gerek örgütsel büyüme dolayısıyla oluşturulan
yeni kadroların, gerek mevcut pozisyonlardaki atanma ve ayrılma gibi
nedenlerle ortaya çıkacak boşlukların
nasıl doldurulacağı, kimlerin
ve hangi yöntemlerle bu pozisyonlar için hazır hele getirileceği
konularını içeren kariyer yönetimi, kariyer planlama ve yedekleme olmak
üzere iki alt alanı kapsamaktadır.
Kariyer yönetimi, örgütsel ihtiyaçlarla, bireysel
beklentilerin birlikte ele alınmasını gerektirir. Dolayısıyla kariyer
yönetimi hem belli nedenlerle gelecekte boşalacak poziyonlarn kimler
tarafından doldurulacağı ve hem de bu pozisyon için aday olacak kimselerin
hangi yöntemlerle yetiştirileceğinin planlanmasını içerir. Tablo 3.7’de
kariyer planlanmasında kullanılabilecek bir örnek sunulmaktadır
Seçme, terfi ve performans değerlendirme
sistemlerinde aynı tür yöntemlerin kullanılması durumunda birey sahip
olduğu yetkinliklere göre en başarılı olabileceği işi belirleme imkanına
sahip olacak; böylelikle, kendisinin gelecekteki ihtiyaçlarını da
karşılayabilecek iş sıralamasını tanımlayabilecektir. Bu işler, alt işler
için ihtiyaç duyulan yetkinliklerin gelişme şartlarına göre
tanımlanabilecektir. Yetkinliklere dayanan bir kariyer planlama süreci,
kişiye arzuladığı kariyer gelişiminde en etkin ve uygun hazırlığı yapması
için gerekli aktiviteleri tanımlaması için de yardımcı olacaktır.
Yetkinliğe dayalı iş-personel çakışması algoritmaları
yedekleme planlamasında birçok uygulamalara sahiptir. Adaylar, ileride
üstlenecekleri varsayılan işlere göre sistematik değerlendirmelere tabi
tutulurlar. Örneğin, bir Weber yasasına göre, kişinin yetkinlikleri ile
işin yetkinlik ihtiyaçları arasında artı ya da eksi %15 kadar bir fark
“dikkate değer bir fark” olarak tanımlandığı için aday için normal olarak
iyi bir terfi ve yerleştirme gerçekleşebilecektir. Kişi ile iş farkının
%15 ile 32 arasında olması, terfi veya tenzil için meydan okuyucu bir
durumu temsil etmektedir. Şayet fark %32 ile 52 sınırları arsında
gerçekleşmiş ise bu durum; ya iş gerekleri bireyin yetkinliklerini çok
fazla aştığı için başarılı olan kişiyi işte tutma riskinden veya bireyin
yetenekleri iş gereklerinin çok üzerinde olmasının doğurduğu can sıkıntısı
dolayısıyla kişi için “gerçek bir gerginlik” nedeni olacaktır.
Yetkinliğe dayalı kariyer patikası ve gelişimi
programları; çalışanların yetkinlikleri ile, gelecekteki işlerinin
gerektirdiği, şu anda bu işlerdeki başarılı icracıların sergiledikleri
yetkinlikler arasındaki açıklığa dayanır.
Böyle bir sistemde insanlara, şimdiki ve gelecekteki
işlerini etkili şekilde icra etmek için ihtiyaç duyacakları yetkinliklerin
geliştirilmesini kolaylaştıracak değişik seçenekler sunulabilir. Genel
karakteristiklerin geliştirilmesini şansa bırakmak yerine, kariyer patika
sistemi bir örgütte bu karakteristiklerin geliştirilmesini
kolaylaştırabilir. Bu aynı zamanda örgütün, yönetim işleri için yeterli
sayıda kalifiye personele sahip olduğundan emin olmasını da sağlayacaktır.
Yetkinlik sistemine yönelik eleştirilerin üç nokta
üzerinde yoğunlaştığı gözlenmektedir. Birinci nokta, çalışanın doğuştan
getirdiği ve sistemin mimarlarından Spencer’ların kişilerin başarısının
tanımlanmasında ayırdedici bir faktör olarak gördükleri özelliklerin İK
yönetim sürecinin hangi aşamalarında dikkate alınacağı konusudur. Hemen
bütün yazarlar, gözlenmesi ve eğitim yoluyla geliştirilmesi zor olan bu
tür özelliklerin seçim sürecinde kullanılmasını doğru bulmakta ancak
bunların ücret ve eğitim planlarına dahil edilmesine karşı çıkmaktadırlar.
İkinci eleştiri noktası, işletmelerin benzer
yetkinlik listelerini kullanmaları dolaysıyla sistemin basma kalıp hale
geldiği, listeye konulan yetkinliklerin işletmeye bir rekabet avantajı
sağlamadığıdır.
Üçüncü eleştiri noktası ise yetkinlik modellerinin
hızla değişen çevre şartlarına karşı uyum sağlayamadığı yönündedir.
Aşağıda bu eleştirilerden bir kısmı ayrıntılı olarak
aktarılmaktadır.
Gay ve arkadaşları yetkinlik yaklaşımına yönelik
eleştirileri şöyle toparlamaktadırlar:
* Baştan çok uçuk hedefler belirlenmekte bu yüzden de
ancak kısmi bir başarıya ulaşılabilmektedir.
* Hükümetler tarafından yürütülen girişimler –
özellikle psikolojik bilgi ve uzmanlık desteği gerektiriyorsa- kusursuz
olarak uygulansa bile çok nadiren başarılı olabilmektedir.
* Yönetim işi öyle büyük bir hızla değişime
uğramaktadır ki yöneticiler hergün yapa geldikleri işlerini yeniden
keşfetmek durumunda kalmaktadır. Kendilerine yol gösterecek örneklerin
ortadan kalkmasıyla ortaya çıkan bu yüksek esneklik durumunda yöneticiler
daha çok kendi iç kaynaklarına dayanmak durumunda kalmaktadırlar. Yönetim
işlevinin niteliğindeki bu değişim kişisel ve kişilerarası yönetim
becerilerini öne çıkarırken mekanik nitelikli , bürokratik yönetimsel
işlemleri de bütünüyle geri plana itmektedir. Bu durumda örgütün başarısı
yöneticinin ve astlarının sahip olduğu proaktiflik, girişimcilik,
kendini geliştirme gibi kişisel yeteneklerine dayanmaktadır.
Kondola, yetkinlik yaklaşımına aşağıdaki beş noktada
eleştiri yöneltmektedir:
* Geçmişte yaşamak: Yetkinlikleri tanımlamak
için kullanılan teknikler,özellikle de davranışsal temelli görüşmeler,
kritik vaka ve repertuar ölçeği görüşmeleri ortak bir kusuru
paylaşmaktadırlar. Onlar bize şu ana kadar başarılı olmuş bulunan
kimselerin karakteristiklerini tanımlama konusunda yardımcı olmaktadırlar.
Ancak kişilerin ileride neye ihtiyaçları olacağı konusunda herhangi bir
şey söylememektedirler. Tehlike de tam bu noktada baş göstermektedir:
Örgütler geleceklerini şekillendirmek için geçmişteki çalışmalara
dayanarak belirlenen yetkinlikleri kullanacaklardır.
* Uzlaştırılamaz farklılıklar: Doğru biçimde
uygulandığında davranışsal vaka ve kritik olay görüşmeleri,
farklılaştırıcı karakteristikleri su yüzüne çıkarmak amacıyla yüksek
düzeyde etkili olan personel ile daha az etkin olanları
karşılaştırmaktadır. Fakat bu karşılaştırma da bir takım tehlikeler
barındırmaktadır: Bazı karakteristikler önemsiz olabilir; ayrıştırılamayan
bazı şeyler çok önemli olabilir ve nihayet üstün başarılı kimselerin sahip
olmadığı öyle karakteristikler olabilir ki işletmenin bunlara ihtiyacı
vardır veya muhtemelen gelecekte ihtiyacı olacaktır. İki grubu birbirinden
ayıran öyle değişkenler olabilir ki bunların performansa hiçbir etkisi
olmayıp sadece örgüt kültürünün basmakalıp yargılarını ve varsayımlarını
yansıtıyorlardır.
Baştan savma bir iş : Yetkinlik
çerçevelerinin bir çoğunda o kadar çok yetkinlik bulunuyor ki, sistem
kendi ağırlığına dayanamayıp çöküyor.
Bir başka ciddi problem de davranışsal göstergelerin
kalitesidir. Kalitesizlik; ifadelerdeki tutarsızlık, anlam sapmaları,
ölçülmesi mümkün olmayan veya tamamen ayrımcı tanımlamalar şeklinde ortaya
çıkabilir.
Tektipleşme: En büyük tehlikelerden birisi de
işi iyi yapan birini belirleyip bundan sonraki seçimleri hep bu tip esas
alarak yapmaktır. Şayet bu yöntemle işletmedeki farklılıklar azaltılır ya
da onları artırmada başarısız olunursa bu durumda muhtemelen yaratıcılık,
icat kapasitesi, farklı yaklaşımları ve problem çözme becerileri gibi bir
çok yetenek de ortadan kaldırılmış olacaktır. Kısa süre sonra da örgüt bir
durgunluğa girecek ve şayet yenilenmez ise dağılma kaçınılmaz olacaktır.
Bir Tankere Dönmek Zordur: Yetkinlik
modelleriinsan kaynakları yönetimi için güçlü araçlar olabilirler. Şayet
tedarik, seçme, geliştirme ve ödüllendirme gibi bütün süreçlerde
kullanılırlarsa, sonunda insanlar verilmek istenen mesajı algılayacak ve
istenilen biçimde davranışlar sergilemeye başlayacaklardır. Ancak burada
yeni bir problem ortaya çıkmaktadır: Zamanla piyasa şartları değişecek,
dolayısıyla yöneticilerin sahip olmaları gereken yetkinlikler de
farklılaşmış olacaktır. Bunun anlamı, asgari olarak yetkinlik modellerinin
gözden geçirilmesi, en uç noktası ise yeni bir yetkinlik seti oluşturmak
için sil baştan bir proje yapılmasıdır. Her iki yılda bir böyle bir
zorluğu kim yaşamak ister? Sonuç; bir çok yetkinlik modelinin henüz
bürokrasi labirentlerindeki dolaşımını tamamlamadan geçersiz ha